Çok eski yıllarda bizim köyde bir seçim çalışmalarında üçtane muhtar adayı, çıkar

Hepsi köylüye hizmet edeceğini anlatıyor,
Birisi komşular boğazımdan haram lokma ne hikmetse aşmıyor diye kedini övüyor.

Bıldır tarlaya giderken komşunun bostanından canım çekti bir kelek aldım sahibine söyler helâlleşirim diye, noldu buliyormusunuz,

yutamadım ölecektim ben haram konusunda çok titizim köyün ve köylülerin hakkını korur iyi hizmet ederim der.

Seçim olur bu sözleri veren Şükrü emmi seçimi kazanır.

Aradan üçay geçer kışgelir birinci ağza bekçi muhtar odada otururken muhtar bekçiye derki ulân pavzat efendi canım tavuk etli pilav istedi bak hava sisli bir yerden tavuk getirde yengen pişirsin üçümüz yiyelim der.

Muhtarın kelek hikayesini duyan bekçi,
bir torba alır arkadan dolanır muhtarın muhtarın kümesinden üçtane tavuğunu alır.

torbayla kendi evine götürür keser, birini kendi evine bırakır çocuklar yesin diye
anlamasınlar diye ikisinin tüyünü yolar muhtarın evine getirir.

Yenge güzel bir piav yapar tavuğuda üzerine koyar bu üçlü yerlerken,

Birinci aza muhtara muhtar hani, boğazından haram geçmiyordu Maşallah çiğnemeden yutuyon der.

Muhtar bozulur bekçi azaya Salih emmi haram deyil ben muhtar haramı yerse ölürdiye tavukları muhtarın kümesten aldım der.
Neeeey! der ağzında lokma nefes borusuna kaçar kurtaramazlar muhtar haramı yemeden ölür gider.

Son zamanlarda kamuoyunu meşguleden şu yolsuzluklar, belediyedeki hırsızlıklar İnşallah milletin tüyü bitmedik yetimin, fakirin hakkını yiyenlerde o muhtar gibi helâl rızkıyla ölür
gider.
Bekçilere ilânen duyurulur bunu örnek alın.
Tüm okurlara selamlarımla

Ahmet Ulusoy (Ödüoğlu)02.10.2026

Çelebi Karaağaç köyü