
Bir ömür şiire, dostluğa, insanlığa adanmış bir hayat…
“Ölüm bir köprüdür, dostu dosta kavuşturur.”
İnsan vardır, yaşadığı müddetçe çevresine ışık saçar. İnsan vardır, aramızdan ayrıldıktan sonra bile sözleriyle, eserleriyle, hatıralarıyla gönüllerimizde yaşamaya devam eder.
Bazı insanlar yalnızca kendi hayatlarını yaşamaz; dokundukları gönüllerde iz bırakır, yetiştirdikleri insanlarla çoğalır, öğrettikleri güzelliklerle yaşamaya devam ederler.
İşte Demir Doğan Kandemir ağabeyimiz, namıdiğer Keskinli Yetîmî, böyle müstesna insanlardan biriydi.
Kırıkkale’nin halk şairleri arasında sevilen, sayılan; Gönül Dostları Şiir Grubu’na uzun yıllar başkanlık ederek şairlerimizin bir arada bulunmasına, şiirlerini geliştirmesine ve edebiyat sevgisinin yaşatılmasına emek veren kıymetli bir büyüğümüzdü.
Yardımseverliği, mütevazılığı, vefası, merhameti ve insanlara yaklaşımındaki samimiyetiyle gönüllerde taht kurmuştu.
8 Ekim 2020 tarihinde aramızdan ayrılan, 85 yaşındaki bu gönül insanını bugün rahmetle anarken, onunla yaşadığımız hatıraları ve edebiyatımıza bıraktığı izleri yeniden hatırlamak istiyorum.
*
Demir Doğan Kandemir, 1935 yılında Kırıkkale’nin Keskin ilçesine bağlı Seyfli köyünde dünyaya geldi. Babası Mehmet Emin Bey, annesi Hatca Hanım’dı. Çocukluk ve gençlik yılları, Anadolu insanının hayat mücadelesi içinde geçti.
İlkokulu 1952 yılında Keskin’in Kavurgalı köyünde tamamladı. Daha sonra hayatın kendisine yüklediği sorumluluklar sebebiyle çeşitli işlerde çalıştı. Berberlik, terzilik ve bakkal çıraklığı yaptı. 1956-1958 yılları arasında askerlik görevini yerine getirdi. 1959 yılında evlendi; üç çocuk babası oldu.
Eğitimini ilerleyen yıllarda sürdürerek 1995 yılında dışarıdan ortaokulu da bitirdi. Genç yaşlarından itibaren çalışkanlığı ve öğrenme merakıyla dikkat çeken Kandemir, devlet memurluğunda da uzun yıllar hizmet verdi.
Keskin’de Delice Mal Müdürlüğünde muhasebe memuru olarak görev yaptı. 1974 yılında Kırıkkale Mal Müdürlüğüne tayin oldu ve 1999 yılında emekliye ayrıldı.
Fakat onun hayatını yalnızca memuriyet yıllarıyla anlatmak mümkün değildir. Çünkü Demir Doğan Kandemir’in asıl zenginliği, gönül dünyasında biriktirdikleri ve kalemiyle insanlara ulaştırdıklarıydı.
*
Demir Doğan Kandemir’in şiir yolculuğu, küçük yaşlarda aldığı dinî ve edebî eğitimle şekillendi. Henüz çocuk denecek yaşlarda Buharalı Hacı Ahmet Efendi’den Kur’an-ı Kerim, tecvid, Osmanlıca ve dönemin temel ders kitapları arasında bulunan Emsile, Binâ ve Maksud gibi eserler üzerine dersler aldı.
Ailesinde de şiire yakınlık vardı. Dedesi Ali Ağa ve amcası Yesâri’nin şair olması, onun edebî dünyasının oluşmasında önemli bir yer tutuyordu. Kandemir, amcası Yesâri’yi kendisine usta kabul etti; Karacaoğlan, Seyrânî, Zihnî ve Fuzûlî gibi büyük şairlerden etkilendi.
Biyografisinde aktarılan bir anlatıya göre, 1950 yılında gördüğü bir rüyanın ardından şiir söylemeye başlamış ve “Yetîmî” mahlasını kullanmıştır. Henüz 15-16 yaşlarındayken şiir yazmaya başladığı, ilk şiirlerinin bir kısmını ise daha sonra ortadan kaldırdığı belirtilmektedir.
Onun şiirlerinde Anadolu insanının gündelik hayatını, dinî ve ahlaki meseleleri, vatan sevgisini, aşkı, ayrılığı, acıyı ve insanın iç dünyasını görmek mümkündür. Hece ölçüsüne dayanan şiirlerinde halk edebiyatının sesini ve söyleyişini yaşatmaya çalışmıştır.
Kandemir’in şiirleri yalnızca kâğıt üzerinde kalmadı. Kırıkkale’de çeşitli şiir yarışmalarına katıldı, dereceler aldı; şiirleri radyo ve televizyonlarda yayımlandı.
1993 yılında Kırıkkale Belediyesinin düzenlediği şiir yarışmasında “Yangın” adlı şiiriyle ikincilik kazandığı da kendi kaleminden aktarılan bilgiler arasındadır.
Yayımlanmış çok sayıda şiir kitabı bulunan Kandemir’in bilinen eserleri arasında Dertli Dosya, Düşlerin Peşinde, Kandemiroğlu Keskinli Yetîmî Divanı, Yetîmî Yetîmî’yi Anlatıyor, Sistem Nasıl Çalıştırıldı ve Araştırdım ve Gördüm ki gibi adlar yer almaktadır. Ayrıca “Vâridât-ı Yesâri” adlı Osmanlıca el yazması şiirleri Latin harflerine aktarma çalışmasıyla da geleneksel şiir mirasına hizmet etmiştir.
Kırıkkale İl Gazetesi’nde ve başka yayınlarda köşe yazıları kaleme alan Yetîmî, şiiri ve yazılarıyla memleketinin kültür hayatına katkıda bulunmuştur.
Ben Demir Doğan Kandemir ağabeyimizi ilk zamanlarda şiirlerinden ve yazılarından tanıyordum. Öğretmenlik yaptığım yıllarda, hastaneye gidip gelirken tahakkuk eden yolluk ücretlerimi almak için Kırıkkale Defterdarlığına uğradığımda kendisini görürdüm. Kırıkkale İl Gazetesi’nde yayımlanan yazılarını ve şiirlerini severek okurdum.
Ancak onun yalnızca bir memur ve gazete yazarı değil, aynı zamanda usta bir halk şairi olduğunu daha sonraları öğrendim.
2013 yılında emekli olduktan sonra şiire daha fazla zaman ayırmaya başladım. Şiire ilgim önceden de vardı; fakat yazdığım şiirlerin ölçü, kafiye ve edebî kurallar bakımından eksikleri bulunuyordu.
Şiirlerimi nasıl geliştirebileceğimi düşünürken, belediyeden emekli şair ağabeyimiz Ömer Çetinkaya sayesinde Edebiyat Defteri ve Antoloji gibi edebiyat platformlarında şiir yayımlamayı öğrendim.
Şiirlerimdeki eksikleri gidermek istediğimi söylediğimde, bana Kırıkkale Kültür Merkezi’nde her ayın ikinci pazar günü öğleden sonra Gönül Dostları Şiir Grubu’nun toplantılar yaptığını anlattı. Grubun başkanının da Yetîmî Doğan Kandemir olduğunu söyledi.
Böylece yolum, şiir ve gönül insanlarının buluştuğu o güzel topluluğa düştü.
Öğretmenevinde mescitte öğle ve ikindi namazlarında bize imamlık yapan kişinin de Doğan ağabeyimiz olduğunu öğrendiğimde, kendisini daha yakından tanımanın ayrı bir mutluluğunu yaşadım.
2013 yılından itibaren toplantılara katılmaya, şiirlerimizi okumaya ve ustalarımızın eleştirilerinden faydalanmaya başladım.
Her toplantı, bizim için yeni bir ders, yeni bir tecrübe demekti. Şiirlerimizi okuyor, eksiklerimizi öğreniyor, ölçü ve kafiye üzerinde duruyor, birbirimizin tecrübelerinden istifade ediyorduk.
Doğan ağabeyimiz, şiirini geliştirmek isteyen kimseyi geri çevirmezdi. Bir şiirin kusurunu göstermek, şairini kırmak için değil, onu daha iyiye ulaştırmak için yapılmalıydı. Şairlik yalnızca duyguya değil; emeğe, sabra, bilgiye ve ustaların rehberliğine de dayanıyordu.
Benim gibi şiir yolculuğunun başında olan pek çok arkadaşımız, bu toplantılardan istifade etti. Bugün şiirlerimizi daha bilinçli bir şekilde kaleme alabiliyorsak bunda Yetîmî ağabeyimizin ve diğer usta şairlerimizin emeği vardır.
Kendisine ve bizlere yol gösteren bütün şair büyüklerimize minnet borçluyuz.
Gönül Dostları Şiir Grubu’nun iletişiminde ben de elimden geldiğince görev almaya çalışırdım. Haberleri ve toplantı mesajlarını arkadaşlarımıza ulaştırırdım. Doğan ağabeyimiz, toplantıdan bir gün önce bazen beni arayarak bilgi verir, arkadaşlara haber vermemi isterdi.
Şiir buluşmalarımız yalnızca Kültür Merkezi’yle sınırlı kalmazdı. Zaman zaman Bahşılı’da, Karaahmetli’de, iftar sofralarında bir araya gelir; şiirler okur, sohbet eder, gönül dünyamızı zenginleştirirdik.
Her buluşmanın ayrı bir hatırası, her şairin ayrı bir rengi vardı. Kimi hece ölçüsüyle şiir söyler, kimi irfanını mısralara döker, kimi de hayatın içinden süzülen acıları ve sevinçleri dile getirirdi.
Doğan ağabeyimiz, bu farklı sesleri bir arada tutan bir gönül köprüsüydü.
Onun başkanlığı yalnızca bir grubun idaresinden ibaret değildi. Şairlerin birbirini tanımasına, eserlerini paylaşmasına, birbirlerinden öğrenmesine ve edebiyat çevresinde dostluk kurmasına vesile oluyordu. Bu yönüyle Kırıkkale’nin kültür hayatında önemli bir iz bıraktı.
Doğan ağabeyimizle ilgili unutamadığım hatıralardan biri de son dönemlerimizde yaptığımız bir sohbettir.
Birkaç ay önce gerçekleştirdiğimiz toplantılardan birinde kendisini oldukça sağlıklı ve dinç görmüştüm. O gün kendisine ruhen sıkıntılı olduğum bir dönemden geçtiğimi, endişe ve kaygılar yaşadığımı anlattım.
Beni dikkatle dinledi. Kendisi de yıllar önce benzer bir sıkıntı yaşadığını, bu hâlini bilen birine danıştığını ve ona günde on beş defa İnşirah Suresi’ni okumasının tavsiye edildiğini anlattı. Birkaç gün sonra sıkıntısının hafiflediğini söyledi.
Az uyuduğumu söylediğimde de kendi tecrübelerinden hareketle bazı tavsiyelerde bulundu.
Bunlar, büyüklerimizin yaşadıklarından süzülen hatıralardı. Doğan ağabeyimiz, kendisine anlatılan bir sıkıntıyı dinlerken yalnızca cevap vermeye çalışan biri değildi; insanın derdini paylaşmaya, gönlüne ferahlık vermeye çalışan bir dosttu.
Son konuşmamız ise pandemi günlerinde gerçekleşti.Bir ay önce beni telefonla aradı. Evinde misafirleri bulunduğunu, pandemi sebebiyle o ay Kültür Merkezi’nde toplantı yapmayacağımızı söyledi. Arkadaşlarımıza haber vermemi istedi.
Bu konuşmanın son konuşmamız olacağını nereden bilebilirdim?
İnsan bazen sıradan sandığı bir telefon görüşmesinin, ömründeki son hatıralardan biri olacağını düşünemiyor. Bir ses, bir nasihat, birkaç cümle yıllar sonra insanın zihninde tekrar tekrar canlanıyor.
Doğan ağabeyimizle yaptığımız o telefon görüşmesi de hafızamda böyle kaldı.
Bir gün Keskin’de bir işim vardı. Doğan ağabeyimizin vefat haberini o sırada alamamıştım. Saat 16.30 sularında Şekerdede mahlasıyla tanınan şair ağabeyimiz arayarak acı haberi verdi.
İnanmak kolay değildi.Daha birkaç ay önce toplantımızda birlikteydik. Sohbet etmiş, şiirlerden ve hayattan konuşmuştuk. Son telefon görüşmemizde de arkadaşlara haber vermemi istemişti. Şimdi ise o güzel sesin bir daha duyulamayacağını öğreniyordum.
Vasiyeti üzerine cenaze namazının Nur Camii’nde kılındığını ve Yuva Kabristanı’na defnedildiğini öğrendim.
Ertesi gün, cuma namazından sonra iki hocaefendiyle birlikte ailesini ziyaret ederek taziyede bulundum. Ailesine, eşine ve çocuklarına başsağlığı dileklerimizi ilettik.
Biz, “Başınız sağ olsun.” demekten ziyade, “Allah rahmet eylesin.” demeyi daha münasip görürdük. Çünkü ölüm karşısında söylenecek en güzel sözlerden biri, geride kalanlara sabır, ayrılan kişiye rahmet dilemektir.
O gün yalnızca bir şairi kaybetmedik. Bir ağabeyi, bir dostu, bir öğreticiyi ve şiir meclisimizin etrafında toplandığı kıymetli bir büyüğümüzü kaybettik.
Şiirlerinde yaşayan Demir Doğan Kandemir’in şiirleri, onun dünyaya nasıl baktığını anlamamız bakımından önemlidir. Şiirlerinde tabiatı, insanı, inancı ve toplumsal sorumluluğu bir arada görmek mümkündür.
Özellikle çevre duyarlılığını dile getirdiği “Ormanları Kesme Kardeş” şiiri, onun yalnızca aşkı ve ayrılığı anlatan bir şair olmadığını gösterir. Ormanı, ağacı, kuşu, çocuğu ve yaşlıyı aynı dünyanın emanetleri olarak görür.
Şiirinde insanı tabiatı korumaya çağırır:
Tepelerin süsü orman,
Erozyona okur ferman,
Temiz hava, verir derman,
Ormanları kesme kardeş.
Bu mısralarda halk şiirinin yalın diliyle çevreyi koruma düşüncesi birleşir. Şair, ormanı yalnızca ağaçlardan oluşan bir alan olarak görmez; canlıların yuvası, insanların nefes kaynağı ve gelecek nesillere bırakılacak bir emanet olarak ele alır.
Bir başka dörtlüğünde şöyle seslenir:
Dallarında kuşlar öter,
Diplerinde çimen biter,
Serin başı göğe yeter,
Ormanları yakma kardeş.
Yetîmî’nin bu şiiri, bugün de anlamını koruyan bir çağrı niteliğindedir. Çünkü insanın tabiatla kurduğu ilişki, aynı zamanda vicdanıyla kurduğu ilişkinin de göstergesidir.
Onun şiirlerinde dinî duyarlılık, vatan sevgisi, insan sevgisi ve toplumsal meseleler yan yana bulunur. Halk şairliğinin en önemli özelliklerinden biri olan yaşadığı çevreyi ve toplumun meselelerini şiire taşıma anlayışı, Kandemir’in eserlerinde kendisini hissettirir.
Kendisine duyulan sevgi ve saygı, yalnızca toplantılarda söylenen sözlerle sınırlı değildi. Şair arkadaşları da şiirleriyle ona duydukları vefayı dile getiriyorlardı.
Congeri mahlasıyla tanınan şairin, 14 Aralık 2008 tarihli “Demir Doğan Kandemir Abi” şiiri, bu gönül bağının güzel örneklerinden biridir:
Terazim ol bizi ölç biç tart böyle,
Gidişimde eğriliği sen söyle,
Dünyamızı kuşat şöyle sevgiyle,
Sayın Demir Doğan Kandemir abi.
Şair, Doğan ağabeyini yalnızca bir dost olarak değil, yol gösteren bir ölçü, yanlışları gösteren bir rehber olarak görür. Bu dizelerdeki saygı, onun şiir çevresindeki yerini anlamamıza yardımcı olur.
Şiir meclislerinde gerçek ustalık, yalnızca güzel mısralar söylemekle ölçülmez. Bir başkasının şiirine emek vermek, onun gelişmesine yardımcı olmak ve bildiklerini paylaşmak da ustalığın önemli bir parçasıdır.
Doğan ağabeyimiz, çevresindeki şairler için böyle bir anlam taşıyordu.
Demir Doğan Kandemir’i bugün yalnızca bir ölüm yıldönümünde hatırlamıyoruz. Onun şiirlerini, yazılarını, nasihatlerini ve dostluğunu hatırlıyoruz. Bize öğrettiği edebiyat sevgisini, toplantılarımızda kurulan kardeşliği ve bir ağabeyin gönül alıcı tavrını hatırlıyoruz.
Memuriyet yıllarını tamamlayıp emekliye ayrıldıktan sonra şiire ve kültür çalışmalarına daha fazla zaman ayırması, insanın ömrünün her döneminde topluma faydalı olabileceğinin güzel bir örneğidir. O, bildiklerini kendisiyle birlikte götürmek yerine paylaşmaya gayret etti.
Kırıkkale’nin şairleri için bir buluşma zemini oluşturdu. Genç ve tecrübesiz kalemlere yol gösterdi. Şiirleriyle tabiatı, insanı ve toplumsal duyarlılığı anlattı. Yazılarıyla memleket meselelerine değindi.
Bugün kendisini aramızda göremesek de eserleri, şiirleri ve hatıraları elimizdedir. Onun adını yaşatmak, şiirlerini gelecek kuşaklara ulaştırmak ve halk edebiyatına yaptığı katkıları unutturmamak, geride kalan bizlerin vefa borcudur.
Gönül Dostları Şiir Grubu’nun başkanlığını yıllarca yürüten Yetîmî ağabeyimiz, bizim gönlümüzde değişmeyen onursal başkanımız olarak yaşamaya devam edecektir.
Bazı insanlar toprağa emanet edilir; fakat hatıraları toprağa gömülmez. Bir şiirde, bir sohbette, bir nasihatte ve bir dostun duasında yeniden hayat bulurlar.
Doğan ağabeyimiz de bizim için böyledir.
Ruhun şad, mekânın cennet olsun kıymetli ağabeyim. Seninle yaptığımız sohbetleri, şiir meclislerimizi ve bizlere öğrettiklerini unutmayacağız.
Allah rahmet eylesin, kabrini nur eylesin, menzilini mübarek kılsın.
Allah’ım! Demir Doğan Kandemir ağabeyimize rahmetinle muamele eyle. Bilerek veya bilmeyerek işlediği kusurlarını affeyle. Kabrini genişlet, kabrini nurla doldur. Onu kabir sualinde sabitkadem eyle; mekânını cennet, makamını âli eyle.
Rabbimiz! Hayatı boyunca kalemiyle, sözüyle ve emeğiyle insanlara faydalı olmaya gayret eden bu gönül insanının iyiliklerini kabul buyur. Yazdığı şiirleri, yaptığı hizmetleri ve gönüllerde bıraktığı güzel izleri hakkında hayra vesile eyle.
Geride bıraktığı eşine, evlatlarına, ailesine, dostlarına ve bütün sevenlerine sabr-ı cemil ihsan eyle. Bizlere de vefalı olmayı, büyüklerimizin kıymetini bilmeyi, güzel söz söylemeyi ve ardımızda hayırlı eserler bırakmayı nasip eyle.
Ya Rabbi! Dünyadaki ömrümüzü hayırla tamamlamayı, son nefesimizi imanla vermeyi, huzuruna yüz akıyla çıkmayı cümlemize lütfeyle.
Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed Mustafa’nın (sallallahu aleyhi ve sellem) şefaatine nail eyle. Ahirette sevdiklerimizle birlikte cennetinde buluşmayı nasip eyle.
Âmin, âmin, âmin.
BİR ÇINAR GÖÇTÜ KIRIKKALE’DEN
Bir çınar göçtü Kırıkkale elinden,
Bir ses eksildi gönül meclislerinden.
Şiirler kaldı onun kaleminden,
Yetîmî ağabey, unutulmaz adın.
Bir ömür geçirdin hizmet yolunda,
Gönül çiçekleri açtı kolunda.
Nice şair yetişti senin yanında,
Yetîmî ağabey, unutulmaz adın.
Kültür Merkezi’nde kurulan meclis,
Şiirle dolardı, sevgiyle sessiz.
Sen vardın başında, gönlün tertemiz,
Yetîmî ağabey, unutulmaz adın.
Ölçüyü öğrettin, kafiyeyi sen,
Yanlışımız gördün, düzeltirdin sen.
Bir ağabey oldun, yol gösteren sen,
Yetîmî ağabey, unutulmaz adın.
“Ormanları kesme!” dedin kardeşe,
Merhamet ektin sen taşa, toprağa.
Şiirin ses verdi her dosta, her yaşa,
Yetîmî ağabey, unutulmaz adın.
Son telefon kaldı hatıramızda,
Hüzünlü bir sızı var yüreğimizde.
Duanı ararız her meclisimizde,
Yetîmî ağabey, unutulmaz adın.
Şimdi Yuva’da bir kabir taşın var,
Seven gönüllerde güzel nişanın var.
Ardında şiirler, hoş bir namın var,
Yetîmî ağabey, unutulmaz adın.
Rabbim rahmet etsin, nur olsun yerin,
Cennet bahçesinde açılsın gülün.
Bir gün buluşuruz, budur emelim,
Yetîmî ağabey, unutulmaz adın.
Not: Biyografik bilgiler, paylaştığınız hatıralar ile Demir Doğan Kandemir hakkında yayımlanan biyografik kaynaklar esas alınarak düzenlenmiştir. Doğum yılı, memuriyet dönemi, eserleri ve şiir faaliyetleri hakkındaki bilgiler için Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü ile Kırıkkale İl Gazetesi’nde yayımlanan biyografiden de yararlanılmıştir.
HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU
TC Kültür ve Turizm Bak.Halk Şairi