Kırıkkale’nin kalbinde, o ihtişamlı Nur Camii’nin hemen gölgesinde yükselen bir konferans salonu var. Şehrin kültür ve sanatı, toplantıları ve etkinlikleri için hayati önem taşıyan bir mekân... Ancak ne yazık ki bu salon, sunduğu hizmet kalitesiyle değil; dökülen hali, skandalları ve vatandaşa vurulan darbelerle anılıyor.
Burası bir kamu hizmeti alanı mı, yoksa el yordamıyla yönetilen bir ticarethane mi?

Kapıdan Giremeyen "Zihniyet"
Sorun daha kapıda baş gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde bir etkinlik için malzeme taşıyan araç kapıya dayanıyor. Karşılaşılan muamele ise ibretlik:
Valinin emri, kimseye kapıyı açmıyoruz!”
Ey yetkililer! Bir etkinlik yapılacak, taşınması gereken malzemeler var ama kapı duvar! Vatandaşın işini kolaylaştırmak, bu şehre değer katmakla yükümlü olanlar, çıkmış vatandaşa engel çıkarıyor. Hangi çağda yaşıyoruz? Bu neyin egosu, bu nasıl bir hizmet anlayışıdır?
Günlüğü 40 Bin Lira, Hizmet Sıfır!
Gelin asıl skandala bakalım. Bu salonun günlük kira bedeli tam 40 bin lira!
Yanlış duymadınız; dakikalarca bilgisayarların açılmasını beklediğiniz, yaklaşık 400 koltuğun neredeyse yarısının kırık dökük olduğu, ses sisteminin iflas ettiği bir yere günlük 40 bin lira bayılıyorsunuz. Daha da acısını söyleyelim: Mikrofonun pilini dahi organizasyonu düzenleyenler kendi cebinden alıp takmak zorunda kalıyor!
Temizlik hak getire, bakım sıfır. 40 bin lira gibi ciddi bir rakamı alırken sağlam koltuk, pırıl pırıl bir ortam ve çalışan teknik donanım sunmak lüks müdür? Vatandaş parasını tıkır tıkır ödüyor ama karşılığında çileden başka bir şey bulamıyor.
Yetmezmiş gibi, salonu kiralayanlara etkinlik öncesi prova yapma hakkı bile tanınmıyor. Ses ve sahne düzenini test edemeyen, cihazların sağlam olup olmadığını önceden göremeyen insanlardan kusursuz bir etkinlik bekliyorsunuz. Bu akıl almaz bir beceriksizliktir!

Belediyeye Kapılar Kapatılıyor mu?
İddialar vahim... Kırıkkale Belediyesi’nin parasını ödemeyi peşinen kabul etmesine rağmen bu salondan yararlandırılmadığı konuşuluyor. Umarım bu iddia asılsızdır. Ancak doğruysa, bu skandalın altından kimse kalkamaz. Kamu malı olan, halkın parasıyla yapılan bir mekânın kullanımında kişilere ve kurumlara göre ayrıcalık yapılamaz. Kapılar bu kentin insanına sonuna kadar açılmak zorundadır!
Sayın Müftüm, Burası Kimsenin Şahsi Mülkü Değil!
Buradan açık ve net sesleniyorum:
Sayın Müftüm, burası kimsenin babasının çiftliği ya da şahsi mülkü değildir! Bu şehir halkının göz bebeği olan Nur Camii'nin yanındaki o salon, vatandaşa hizmet etmek için vardır.
Günlük 40 bin lira para alacaksınız, sonra da milleti kırık koltuklara mahkûm edip pilini bile kendi aldığı mikrofonla baş başa bırakacaksınız, öyle mi? Kapılarda "Vali emri" diyerek vatandaşa hava atılmasını da, prova hakkının gasp edilmesini de bu şehir kabul etmiyor!
Vatandaş kimseden sadaka istemiyor, lütuf beklemiyor. Ödediği her kuruşun karşılığını, hakkı olan hizmeti istiyor!
Bu rezilliğe artık bir "dur" deyin!