39 bin nüfus fakat nüfusun katbekat fazlası bir nam: Yahşihan. Halef-selef yolsuzluk ağı, imar müdürünün yatları, başkan yardımcısının katları. 540 milyon değerinde -bilinen- servet. 1630 taşınmaz mülk.

Fakat size Yahşihan’ın bir başka hikâyesini anlatacağım. Pek bir göz ardı edilen, duyulması, görülmesi istenmeyen bir başka hikâyesi: Kırıkkale Üniversitesi. Üniversite sınavında görece başarı sağlamış, hukuk fakültesine girmeye hak kazanmış ve dolayısıyla Kırıkkale'ye, yani doğrudan kendi küçük, namı büyük ilçemiz Yahşihan’a gelen bir öğrenciden bahsedeceğim.

18 yaşında lisans eğitimine başladığını ve sene kaybetmeden üstün başarıyla, vize ve final sınavları dâhil edilerek en az 80 sınavı başarıyla geçip 22 yaşında mezun olduğunu varsayalım. 23 yaşında Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı'nda geçer not almış, hemen sonra Hâkim ve Savcı Adaylığı Sınavı'nda başarı sağlamış, her şeye rağmen mülakat engelini de aşmış bir genç hâkim/savcı adayımız; 25 yaşında Adalet Akademisinden de birçok sınavı geçerek mezun olmuş bir şekilde görev yerine atanmıştır. Kendisi göreve başladığında 8. sınıf bir hâkim/savcı yardımcısı olarak 118 bin 700 TL maaş alır. Yemese içmese, 25 yaşından 65 yaşına kadar çalışsa, son olarak 1. sınıf hâkim/savcı olarak 215 bin 345 TL maaş alırken emekli olsa... 40 yıllık meslek hayatının tüm aylık maaşlarını tek celsede, enflasyon zamlarını dâhil etmeyerek ortalamasını alıp sanki her ay 167 bin 22 TL maaş aldığını düşünürsek; 40 yılda toplam 80 milyon 170 bin 800 TL yapıyor.

Üniversite okuduğu ilçenin belediyesinde çalışma hayatına itfaiye eri olarak başlayan ve imar müdürü olarak kamu görevinden ayrılan Yahşihan Belediyesi eski İmar Müdürü Ulaş Biçer'in sadece kendi serveti, bilindiği kadarıyla 540 milyon TL. Bodrum'da villalar, marinada yatlar, lüks spor arabalar, SUV'ler... Eşine, dostuna, akrabasına hediye edilen ya da onlar üzerine edinilen mallardan bahsetmiyorum bile.

Bir tarafta yüzlerce sınav ve mesleki tecrübe sahibi 40 yıllık yargıç, diğer yanda 39 bin nüfuslu bir ilçe belediyesinin imar müdürü. 40 yıllık emeğin maddi karşılığı, müdür beyin mal varlığının yüzde 14’üne tekabül ediyor.

Şimdi bizim 40 yıllık yargıcımızın öğrencilik zamanlarına tekrar dönelim. Dönelim, çünkü 40 yıllık yargıcımızın daha hâkim ve savcılık sınavını kazandıktan sonra yaşayacağı süreçler var. Biz en iyi ihtimalleri konuştuk, en iyi ihtimaller hâkim-savcı adayımızın mülakat engelini kolayca aşmasıydı. Bir torpili, bir referansı olmadan... Bakın, size Ankara 2 No.lu Baro Başkanı Avukat Gökhan Ağdemir’in Bengü Türk TV’de yayınlanan röportajında sarf ettiği şu sözleri hiçbir oynama yapmadan tırnak içerisinde aşağıya yerleştiriyorum.

Ankara 2 No.lu Baro Başkanı Av. Gökhan Ağdemir:

“Hâkim, savcı olmak isteyen arkadaşlarımıza referans oluyoruz. Yaklaşık bizim 2 senelik çalışma dönemimizde 70 tane baro üyesi avukat arkadaşımızı hâkim, savcı yaptık. Bizler referans olduk, bakanlıklarla görüştük. Sağ olsunlar, bize o anlamda da bakanlık bir ayrıcalık tanıdı. Genç meslektaşlarımıza refere ederek onların istedikleri dalda yetişmelerine sebep olduk.”*

Gökhan Bey bu sözleri kullanırken kendinden emin ve de övünülecek bir şey yaptığını düşünerek konuşuyor. Bizim Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu öğrenci arkadaşımız şüphesiz Ankara 2 No.lu Baroda avukatlık mesleğini yerine getirebilirdi. Fakat başka bir tercihte bulunursa da Ankara Barosunda ya da Mert Akdoğan gibi İstanbul Barosuna kaydolarak mesleğini de yapmak isteyebilirdi.

Mert Akdoğan da Ankara 2 No.lu Baroda görevine başlamış olsaydı ve Gökhan Bey’le de arası iyi olmuş olsaydı, Mert Akdoğan şu an hayatta olabilirdi. Çünkü Mert Akdoğan İstanbul Barosuna kayıtlı gencecik bir avukatken girdiği hâkimlik ve savcılık sınavında 115. olmuştu fakat mülakatlarda kendisi elendi. Çünkü Gökhan Bey bakanlıklarla görüştü ve bakanlıktaki bürokratlar Gökhan Bey’e ve Gökhan Bey’in barosuna öncelik sağladı.

645 gündür Avukat Mert Akdoğan hayatta değil; çünkü 645 gün önce Avukat Mert Akdoğan, hâkimlik ve savcılık sınavlarında başarılı olmasına rağmen mülakatlarda elendiği için adalete olan güvenini yitirdi. Bu ülkeye ve bu hayata dair tüm umutlarını geride bırakarak hayatına son verdi. Eğer hayatına son vermemiş olsaydı, bu ülkede herkesin Adalet Bakanı olacak olan kişiler yalnızca Gökhan Bey gibilerin Adalet Bakanı olmasaydı ve Avukat Mert Akdoğan hâkimlik savcılık sınavlarını geçtiği gibi mülakatlarda da hak ettiği notu almış olsaydı; yine de 40 sene sonra 39.000 nüfuslu bir belediyenin imar müdürünün mal varlığının yüzde 14’ünde kalacaktı.

Diğer taraftaysa uzman çavuşluktan ayrılarak Yahşihan Belediyesine geçiş yapan, üstün başarı göstermiş olacak ki sonrasında belediye başkan yardımcısı olan Serkan Satılmış Yıldıran’ın 1630 taşınmazı olduğu iddia ediliyor. Öyle ki bu iddia; yerel basından tutun da ulusal basına kadar ve adli mercilerin açıklamalarına kadar her yerde yankı buluyor.

Bizim Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan arkadaşımız her türlü zorluğu aşıp Gökhan Bey’i de yanına almış olsaydı, yine de 40 yılın sonunda hiçbir tenzil-i rütbe edilmeden, kıdem cezası almadan birinci sınıf yargıç olmuş olsaydı; 40 yılın sonunda biriktireceği para yine de Satılmış Serkan Yıldıran’ın 1630 taşınmazına... 1630 taşınmazı geçin, bu rakamın küsuratına dahi ulaşamayacaktı.

Bu memlekette gençler, kadınlar ve yurttaşların tamamı büyük zorluklarla uğraşıyor; her geçen gün ekonomik darboğaz, gıda enflasyonu, can güvenliğimizin tehlikeye girmesi gibi büyük büyük sorunlarla cebelleşiyoruz. Ama bunlardan daha elim, daha vahim olmak üzere bir mesele vardır ki bu mesele toplumun adalete olan güveninin ta kendisidir. Toplumda yurttaşlar adalete olan güvenlerini yitirirlerse sonuç muhteşem bir yozlaşmayı beraberinde getirir.

Yahşihan Belediyesi konuşulurken, Yahşihan’da bulunan Kırıkkale Üniversitesi öğrencilerinin haletiruhiyesi tam olarak böyledir.

Not: AK Parti Yahşihan Belediye Meclis Üyesi Sayın Faruk Dadalı, Yahşihan Belediyesine yönelik operasyonların son safhasında gözaltına alınmış ve de Sulh Ceza Hâkimliği tarafından salıverilmiştir. Kendisi hakkında gerek yerel gerek ulusal medyada 33 taşınmazına el konulduğu iddia edildiyse de kendisi sosyal medya hesaplarından e-Devlet dökümünü paylaşmış ve paylaştığı mal dökümünde iki adet taşınmazı olduğu görülmüştür. (Gazetecilik etiği gereği gördüğüm bu açıklamaya da yazımda yer verme gereği duydum.)

*https://youtu.be/edFYrgX_LYc?si=MdxzXPiPgrDvgJEt (24.50 saniye ve sonrası.)

Furkan ÇELEBİ