Yıllar önce bizim köyde, yaşanmış bir hikayeden söz edeceğim.
Dursun emminin eşi vefat eder, Allah razı olsun çocukları çokta iyi bakarlar.
Çocukları Ankara'ya yanlarına götürürler
Dursun emmi şehir havasını pek sevmez.
Çocuklarını ikna ederek köye gelir, güneydoğu bölgemizden yaşına uygun bir eşbulur evlenirler.
Birgün Dursun emmi eşine hanım Ramazan geliyor, perişanlarız yarın Maden'e (Keskin)e gidip Ramazan kayıtlı göreyim der.
Gider günün şartlarına göre birşeyler alır.
Keskin pazarı perşembe günü, ertesi gün. Dursun emmi vakit gelince Cuma namazına gider.
Eve bir dilenci gelir evin yeni hanımı sorar.
Adın ney kurban olduğum der,
dilenci Ramazan der bizim herif senin kayıtını dün madenden getirdi der Dursun emmi ne aldıysa dilenciye verir dilenci gider.
Ramazanlık başlar üç, beş gün geçer Dursun emmi hanım ben kayıt gördüm onlardan niye yemek yapmıyorsunder.
Hanımı herif Ramazan geldi bende ona verdim gittider.
Kadın Ramazanla orucu karıştırıyor
Bazılarının inatla Ramazan Bayramı yerine şeker bayramı dedikleri gibi.
Efendim akşamakadar oruç tutuyoruz sahura kadar kahvede oyun oynuyoruz,
Tuttuğumuz oruçları ve yaptığımız hayırları
Ramazan' veriyoruz.
Hele bu mübarek günde kalp kırmamak, kibir, kurur vs. dikkat edelim. Sakın orucun Sevabını Ramazana kaptırmayın.
Okuyucularıma hayırlı ramazanlar diler saygılar sunarım.
Ahmet Ulusoy (Ödüoğlu)
04.03.2026
Kırıkkale