Bugün çalışmadım evdeydim.
Evden çıktım biraz gezeyim diye pazarın orda Hasan emmiyle karşılaştık.
Selamlaştık Ahmet bey varmısın çarşıyakadar yürümeye bir çay içer döneriz ama çaylar benden dedi.
Hasan emmi müsade edersen eve Varıp geliyorum dedim.
Hayırmı evden gelmiyormusun dedi.
Söz incidir doğru toplamam lazım dedim.
Sol kulağım bir felç geçirmiştim işitmiyor
Kulakcalık evde kaldı alayım dedim.
Kulaklığı alıp geldim yüyümeye başladık.
Hüseyin Kahya parkından geçtik, geçerken çevreyi iyi konrolet iyi okudedi.
Bir çay ocağına oturduk başladık sohbete sobet derken Hasan emmi anlattı ben dinledim.
İki üçgün memlekete Kırşehir'e gideceğim çok konuşalım sen yazarsındedi tamam dedim.
Dinleyelim Hasan emmiyi
Ahmet bey! çocukluktan biraz anlatayım günümüzle farkı siz görün.
Bizim köyde su boldu o yüzden çayır ve manda'da çoktu.
Çocuklar boş durmaz kuzu güden, manda güden öküz güden ufak çocuklar vardı on on,iki yaşı üzeri tarlada dırmık çeker kanıyla harmana sap götürürlerdi.
Bağda bahçede çalışan, günlükle başkasının işinde çalışan çocuklar vardı.
Dershanemiz yoktu televizyon yok internet hiç yok.
Çalışırdık okul açılınca okula giderdik.
Bizim zamanda lise bitirenler bu zamanda üniversite bitirenlerden daha bilgili daha kültürlü insanlardı.
Bir konuyu iğneyle kuyu kazarcasına kaynağına inip öğereniyorlardı.
Bugünkü ezbercilik basitlik yoktu.
Hakedemeyenler sınıfta kalırlardı.
Kalmamak için isli çıkanın başında saçları ütülenerek ödev yaparlardı.
Gıdalar az fakat hepsi organikti, kuru yemişimiz kavurga kuru üzüm iğdeydi.
Hepsi çok hoştu içinde, tat veren, renk veren, koku veren bozulmamasını sağlayan, birbirine yapışmasını sağlayan sağlığa zararlı maddeler yoktu.
Tıpkı köylü kızları gibi boyasız, potrasız sade ve saftı gıdalar.
Hastalıklar bu kadar çeşitli ve çok deyildi.
Kendi ilâcımızı kendimiz yapardık.
Tabiattaki bazı otlar bizim birtakım hastalığımıza şifa olurdu.
Bu günkü gençlerimiz çökelekli taze soğanlı dürümle yazı yaban gezemezler.
Bir akvaryumda balık var birde derede, çayda ırmakta yetişen balıklar var bunlar akvaryum balığı gibiler.
Gençlere eskiyi iyi kötü yönleriyle anlatalımki iyiyi kabullenerek benliğini bulsunlar.
Hasan emmiyle devam edeceğiz inşallah.
Şifa dolu yazı yaban
O günler mazide kaldı
Bir başkaydı aşret oban
Öğünler mazide kaldı
Akmaz oldu o dereler
Kalmadı eski töreler
Bir viran bizim oralar
O günler mazide kaldı
Her şeyimiz ital oldu
Saman yerin, balya aldı
Otu dışarıdan geldi
O günler mazide kaldı
Yufkalarda açılmıyor
Elle, ekin biçilmiyor
Koyun kuzu seçilmiyor
O günler mazide kaldı
Ödüoğlu gördünmü sen
Sevgiler hep desen, desen
Dert anlatır emmi Hasan
O günler mazide kaldı
Ahmet Ulusoy (Ödüoğlu)
01.04.2026
Kırıkkale