Arap Ali büyüğümüze saygıyla, minnetle.
Bir Arap Ali vardı
Ahvâlini sorsalar,
Memleket gibiydi.
Rızkı elinin emeğinde,
Alnının terindeydi.
Toprak gibiydi,
Sanki Anadolu’ydu.
Hem tevâzuuydu,
Hem sabırdı
Arap Ali.
Gün akar,
Tan yeri ağarır,
Yola düşerdi Arap Ali.
Gün boyu tezgâhının başında
Emek ve umut
Ter olur akardı.
Sonra yaşlandı bedeni.
Her dâim göveren imanına inat
Bir yaprak gibi soldu bedeni.
Ömrünü sorsan,
“Yaş Osmanlıya kavuştu”
Diyesiydi.
Canından aziz bildiği
Kutlu rehberi gibiydi.
Çoğu mahzundu,
Ama rumuzu
Tebessümdü,
Sanki Medine’ydi.
İmanı içini ısıtırdı,
Vefâlıydı, dosttu,
Baştan aşağı şükürdü,
Namazları Kâbe’de tavaftı.
Elbet aş veren de O,
Evlat veren de.
Evlâdının her biri
Rabbinden nimetti,
Hepsi Kızılırmak gibiydi,
Sadaka-i câriyeydi.
Diyeceğim,
Arap Ali de gitti.
Geldi, ağaç altında gölgelendi
Ve bir garip gibi gitti,
Dede Korkut masallarından çıkmış gibiydi.
Tüm yükünü boşaltıp gitti.
Artık ne ciğerinde su,
Ne böbreğinde acı.
Dillerde üç kelime bırakıp gitti:
“İyilerdendi Arap Ali.”