İkinci kuşak Türkiye'de okumaları için yada Almanya'da evi yetersiz olduğu için Türkiye'de bırakılan çocuklar.
Bunların âileden ayrı oluşu, takip edenin olmayışı yada
Almanya'ya giderim güvencesiyle dersleri başarılı olamıyor.
Budurum karşısında aileleri, Almanya'ya yanlarına alıyorlar bununda şartı onsekiz yaşına girip reşit olmamasıdır.
Bunlar oranın ortamına alışmakta güçlük çekiyorlar.
Kimisi meslek ediniyor kimisi.yaşı onsekiz olunca çalışma izni alarak iş hayatına başlıyor.
Türkiye'den bu şekilde gidenler oradakilerine göre milli ve manevi değerleri ne düşkünler.
Birde küçük yaşta Ailelerle birlikte Almanya'yada olan yavrular var.
Bunlar okulda sokakta televizyonda gördükleriye yetişen yavrular.
Ana baba zaten ya okumuş deyil yada çok bilgisiz o Yavrulara birşeyler veremiyorlar.
O yavrular vatandan milletten dinden habersiz büyüyorlar.
Birtakım kötü alışkanlıklar ediniyor, çevre zatan bozuk,
Kız yada erkek fark etmiyor.
Bunlar evlilik çağına gelince ana baba Türkiye'de falan akrabamızın iyi yetişmiş güzel kızı var durumlarıda iyi deyil,
Biraz yardım edelim o kızı bizim oğlana alalım bunu ancak o adameder, yola getirir diye everiyorlar kız taşıyamıyor ayrılıyor çocukta varsa bir babalı yetim daha
Tam tersi kızları öyle falan ahrabamızın oğluna kızı verelim Almanya'ya gelmek için kabul eder kızımızın düzelmesi böyle olur derler.
Anadolu delikanlısı Alman gibi yetişen kızı kabullenemiyor çalışma iznini alınca o yuvada yıkılıyor bu olaylar pekçok.
Bir sözvardır "davul bile dengi dengine çalar" diye âileler iyi olur ümidiyle işleri çıkmaza sokuyorlar.
Almanya'da yabancı Türkiye de Almancı diye horlanan o çile yüklü insanları iyi tanıyalım onları izine gelince üzmeyelim.
Memleketin döviz makineleri bir turiste gösterilen ilgiyi alakayı onlardan esirgemeyelim.
Onlar bu vatanın öz evlatları bir Suriyeli göçmen kadar memleketlerinde ilgi göremiyorlar.
Kıymetli okurlarım, takipçilerim Osman emmi yedide buluşmak ümidiyle Allah'a emanet olun inşallah.
Ahmet Ulusoy (Ödüoğlu)
23.10.2026
Kırıkkale.