Kırıkkale’nin Keskin ilçesi, tarihi ve kültürel zenginliklerinin yanı sıra geçmişten günümüze aktarılan fıkraları ve nüktedan insanlarıyla da dikkat çekiyor. Köylerde ve mahallelerde yaşanan olaylardan doğan esprili hikâyeler, aradan uzun yıllar geçmesine rağmen Keskin’in sözlü kültüründe yaşamaya devam ediyor.
Bayram Sakallı’nın 2014 yılında yayımlanan “Tarih ve Kültürüyle Keskin” adlı eserinde yer alan fıkralar, geçmiş dönemlerde ilçenin günlük yaşamından renkli kesitler sunuyor. Kevenli’den Maşat’a, Göztepe’den Kuzugüdenli’ye kadar farklı köylerde anlatılan hikâyeler, dönemin insanlarının mizah anlayışını da ortaya koyuyor.
ÖTE DÜNYAYA KÖYDEN HABER GÖNDERDİ
Kevenli Köyü’nde yaşayan ve nüktedanlığıyla tanınan Hacı Reşit’in hikâyesi bunlardan biri. Evi mezarlık yolu üzerinde bulunan Hacı Reşit, bir gün cenaze götüren köylüleri durdurarak vefat eden Ahmet Ağa aracılığıyla daha önce hayatını kaybeden eski muhtar Hacı Kâ’ya haber göndermek istedi.
Tabutun üzerine eğilen Hacı Reşit, “Ahmet Ağa, benden Hacı Kâ’ya selam söyle... Hıddamı Rıza muhtar oldu, Faki ile Gami de aza oldu dersen o, köyün durumunu anlar” diyerek cemaatin yüzünü güldürdü.
KÖPEĞİ İSTERKEN KEMERİNDEN OLDU
Kevenli Köyü’nün bir başka nüktedan ismi İsmail Onbaşı’nın hikâyesi ise Sarılar Köyü yakınlarında geçiyor. Öküz otlattığı sırada çevresine toplanan gençlerle şakalaşan İsmail Onbaşı’dan Mustafa isimli bir genç sürekli köpeğini istedi.
İsmail Onbaşı da karşılığında gencin kemerini istedi ancak Mustafa kemerini vermedi. Günler sonra genç tekrar köpeği isteyince İsmail Onbaşı kabul etti. Köpeği götürmek için Mustafa’nın kemerini hayvanın boynuna bağladıktan sonra köpeği Kevenli’ye doğru gönderdi. Ardından da “Ne yapalım Mustafa, köpek de gitti kemer de” diyerek espriyi patlattı.
“MAŞATLILAR KOCA YAZIYA SIĞMADI” SÖZÜ BÖYLE DOĞDU
Keskin’de yıllarca kullanılan nükteli ifadelerden biri de Maşat Köyü’ne dayanıyor. Anlatıya göre köylüler yaz aylarında geniş ve düz bir arazide yatarken birbirlerine “Öte git, bana yer kalmadı” diyerek takılırdı.
Bu hikâye zamanla Keskin’de bir deyime dönüştü. Bir konu üst üste geldiğinde “Maşatlıların koca yazıya sığmadığı gibi” sözü kullanılmaya başlandı.
TAVUK DİYE HOROZ ALDI
Göztepe Köyü’nden Bilal Akay’ın başından geçen olay da yıllarca anlatılan fıkralar arasındaki yerini aldı. Eşinin çocukların yumurta yemesi için tavuk istemesi üzerine Keskin’e giden Akay, iri bir horoz satın aldı.
Dönüş yolunda karşılaştığı arkadaşı, aldığı hayvanın tavuk değil horoz olduğunu söyleyince Bilal Akay, “Ne yapacaksın tavuğu mu horozu mu, bir yumurta yumurtlasın yeter” karşılığını verdi.
KIRIKKALE’Yİ TEK CÜMLEYLE ANLATTI
Kuzugüdenli köyünden Elif Evren’e ait olduğu aktarılan bir başka fıkra ise yaklaşık yarım asır öncesine dayanıyor. Eşinin fabrikada çalışması nedeniyle Kırıkkale’de yaşayan Evren, köyünü ziyarete gittiğinde eski komşularıyla buluştu.
Komşularından biri “Elif Bibi, Kırıkkale’de ne var ne yok?” diye sorunca Evren, kendine özgü üslubuyla “Kele bacım, Kırıkkale’de ne olacak. Eli daralan çük kestiriyor” cevabını verdi.
BAYAT ÇAYA İNCE GÖNDERME
Bozkurt Mahallesi’nde “İskilipli” olarak tanınan Demirci Ahmet Usta da Keskin’in nüktedan isimlerinden biri olarak hafızalarda kaldı. Hamit Lezgi’nin işlettiği kıraathanede çay içen Ahmet Usta, önüne bayat çay geldiğinde doğrudan şikâyet etmek yerine ince bir göndermede bulunurdu.
Ahmet Usta’nın, “Ula yavrum Hamit, Allah senden razı olsun. Bir hafta gelmesem yine de benim çayı bekletiyorsun” sözü de Keskin’in unutulmayan nükteleri arasına girdi.
Keskin’in köylerinde ve mahallelerinde kuşaktan kuşağa aktarılan bu hikâyeler, yalnızca güldüren fıkralar olarak değil, ilçenin geçmişteki günlük yaşamını, konuşma biçimini ve mizah kültürünü yansıtan hatıralar olarak da önem taşıyor.
Kaynak: Bayram Sakallı – Tarih ve Kültürüyle Keskin (2014)




