Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalarda oluşturulan komisyonda Milliyetçi Hareket Partisi’ni temsil eden Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, kamuoyunda “kardeşlik ve barış projesi” olarak değerlendirilen sürece ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Öztürk, soru-cevap şeklinde gerçekleştirdiği değerlendirmede sürecin neden başlatıldığından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin rolüne, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaklaşımından terör örgütünün silah bırakmasına kadar birçok başlığa değindi. Sürecin Türkiye’nin üniter yapısından veya millî değerlerinden taviz verilmesi anlamına gelmediğinin altını çizen Öztürk, temel hedefin terör örgütünün bütün unsurlarıyla tasfiye edilmesi olduğunu söyledi.

“TÜRKİYE NEDEN BÖYLE BİR SÜRECE İHTİYAÇ DUYDU?”

Soru: Son dönemde Türkiye’nin en önemli gündem başlıklarından biri Terörsüz Türkiye süreci. Türkiye neden böyle bir sürece ihtiyaç duydu?

Halil Öztürk: Türkiye’nin yaklaşık yarım asırdır terörle mücadele ettiğini belirten Öztürk, bu dönemde şehitler verildiğini, gazilerin olduğunu ve ülkenin ağır bedeller ödediğini söyledi. Terörün yalnızca bir güvenlik problemi olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Öztürk, yıllardır devam eden terör sorununun yatırımları geciktirdiğini, ticareti olumsuz etkilediğini ve bazı şehirlerin kalkınmasının önünde ciddi bir engel oluşturduğunu dile getirdi.

Türk devletinin bugün terör örgütü karşısında sahada önemli bir üstünlüğe sahip olduğunu vurgulayan Öztürk, güvenlik güçlerinin yıllardır sürdürdüğü mücadelenin örgütün özellikle yurt içindeki hareket kabiliyetini büyük ölçüde kırdığını kaydetti.

Öztürk, sürecin terör karşısında geri adım atan bir devlet tarafından değil, sahada terörü yenmiş bir devlet tarafından başlatıldığına dikkat çekerek, hedefin terörü tamamen Türkiye’nin gündeminden çıkarmak olduğunu ifade etti. Türkiye’nin enerjisinin bundan sonra teröre değil üretime, yatırıma ve kalkınmaya harcanması gerektiğini söyledi.

“MHP’NİN VATANSEVERLİĞİNİ KİMSE SORGULAYAMAZ”

Soru: Muhalefetin bir bölümü süreci eleştiriyor ve MHP’ye yönelik ağır suçlamalarda bulunuyor. Bu eleştirilere ne söylüyorsunuz?

Halil Öztürk: MHP’nin vatan, millet, devlet ve bayrak konusundaki duruşunun tartışmaya açık olmadığını belirten Öztürk, partisinin siyaset anlayışını “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” sözüyle anlattı.

Bu tür meselelerde siyasi kazanç veya kayıp hesabı yapmadıklarını vurgulayan Öztürk, Türkiye ve Türk milletinin geleceği açısından doğru olanın yapılması gerektiğini ifade etti. Eleştirinin demokratik siyasetin doğal bir parçası olduğunu ancak MHP’yi ve ülkücüleri ihanetle suçlamanın kabul edilemeyeceğini kaydetti.

Öztürk, meseleye seçim odaklı yaklaşmadıklarını belirterek, bakışlarının Türkiye’nin önündeki 10, 20 ve 50 yıllık döneme yönelik olduğunu söyledi.

“İÇ CEPHEMİZİ GÜÇLÜ TUTMAK ZORUNDAYIZ”

Soru: Terörsüz Türkiye hedefini bugünkü bölgesel gelişmelerden bağımsız değerlendirmek mümkün mü?

Halil Öztürk: Bunun mümkün olmadığını söyleyen Öztürk; Rusya-Ukrayna Savaşı, Suriye’de devam eden belirsizlikler, Gazze’de yaşananlar ve İsrail-İran hattındaki gerilimlere dikkat çekti.

Günümüzde savaşların etkilerinin cephelerle sınırlı kalmadığını belirten Öztürk, yaşanan krizlerin enerji maliyetlerinden ticaret yollarına ve sınır güvenliğine kadar birçok alanı etkilediğini söyledi.

Türkiye’nin böyle bir coğrafyada içeride güçlü olmak zorunda olduğunu vurgulayan Öztürk, millî birlik ve beraberliğini güçlendiren, terörü gündeminden çıkarmış bir Türkiye’nin dış tehditlere karşı çok daha dirençli olacağını ifade etti.

SURİYE MESAJI: “SİLAHLI BİR TERÖR YAPILANMASINA MÜSAADE EDEMEYİZ”

Soru: Suriye’deki gelişmeleri bu süreç açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Halil Öztürk: Suriye meselesinin Türkiye’nin güvenliğinden ayrı değerlendirilemeyeceğini ifade eden Öztürk, sınırın hemen ötesinde terör örgütünün uzantıları üzerinden fiilî bir yapı oluşturulmaya çalışıldığını ve bu yapılara ciddi miktarda silah ve mühimmat desteği sağlandığını söyledi.

Türkiye’nin buna seyirci kalmadığını, hem sahada hem de diplomasi alanında kararlı bir politika izlediğini belirten Öztürk, Türkiye’ye karşı ileride kullanılabilecek silahlı bir terör yapılanmasının sınırın hemen ötesinde varlığını sürdürmesine izin verilemeyeceğini vurguladı.

Terör örgütlerinin zaman zaman farklı ülkelerin bölgesel hesaplarının aracı haline getirildiğine de dikkat çeken Öztürk, Türkiye’nin buna göre tedbirlerini almak zorunda olduğunu söyledi.

“SÜRECİN SİYASİ MİMARI VE ÖNCÜSÜ DEVLET BAHÇELİ’DİR”

Soru: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin süreçteki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Halil Öztürk: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi sürecin “siyasi mimarı ve öncüsü” olarak nitelendiren Öztürk, Bahçeli’nin 22 Ekim 2024 tarihinde TBMM’de yaptığı çağrının ilk anda bazı kesimlere şaşırtıcı gelmiş olabileceğini söyledi.

Bahçeli’nin yalnızca o günün siyasi şartlarına bakmadığını belirten Öztürk, Türkiye’nin çevresindeki gelişmeleri, gelecekte ortaya çıkabilecek riskleri ve yaklaşık yarım asırdır devam eden terör sorununun Türkiye’ye yükünü birlikte değerlendirdiğini ifade etti.

Öztürk, devlet adamlığının önemli unsurlarından birinin henüz herkesin görmediği tehlikeleri önceden görebilmek olduğunu belirterek Bahçeli’nin, Türkiye’nin artık terörle yaşamaya mecbur olmadığı yönünde cesur bir irade ortaya koyduğunu söyledi.

“CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN İRADESİ SON DERECE KIYMETLİ”

Soru: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sürece yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Halil Öztürk: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın süreci sahiplenmesinin en önemli unsurlardan biri olduğunu ifade eden Öztürk, Bahçeli’nin ortaya koyduğu yaklaşımın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlü desteğiyle devlet politikası haline geldiğini söyledi.

Böylesine önemli bir meselenin tek bir siyasi partinin yürütebileceği bir konu olmadığını belirten Öztürk; devlet kurumlarının, güvenlik birimlerinin, istihbaratın, siyasetin ve TBMM’nin birlikte hareket etmesinin önemine işaret etti.

“TÜRKİYE’NİN ÜNİTER YAPISI PAZARLIK KONUSU DEĞİL”

Soru: Sürecin terör örgütüne taviz verilmesi anlamına geldiğini söyleyenler var. Bir taviz söz konusu mu?

Halil Öztürk: Bu iddialara kesin bir dille karşı çıkan Öztürk, herhangi bir tavizin söz konusu olmadığını söyledi.

Türkiye’nin üniter yapısının, Anayasa’nın ve devletin temel niteliklerinin pazarlık konusu yapılmadığını vurgulayan Öztürk, PKK’nın yıllarca bölünme, özerklik ve federatif yapı gibi taleplerde bulunduğunu ancak bunların hiçbirini elde edemediğini ifade etti.

Öztürk, sürecin devletin terör örgütünün taleplerini kabul etmesi anlamına gelmediğini belirterek asıl hedefin terör örgütünün silah bırakması, örgütsel varlığını sona erdirmesi ve terörün tamamen tasfiye edilmesi olduğunu söyledi.

“ÖRGÜT BÜTÜN BAĞLANTILARIYLA VARLIĞINI SONA ERDİRECEK”

Kırıkkale’de 1986 TNT Faciasının Acısı Hala Taze
Kırıkkale’de 1986 TNT Faciasının Acısı Hala Taze
İçeriği Görüntüle

Soru: Sürecin ilerleyebilmesi için terör örgütünün yerine getirmesi gereken şartlar neler?

Halil Öztürk: Şartların açık olduğunu belirten Öztürk, örgütün bütün bağlantılarıyla birlikte silahlı ve örgütsel varlığını sona erdirmesi gerektiğini söyledi. Silah, mühimmat, araç ve teçhizatın teslim edilmesi gerektiğini belirten Öztürk, silah ve örgütsel yapı varlığını sürdürürken terörün bittiğinin söylenemeyeceğini kaydetti.

Öztürk, örgütün fiilî varlığının sona ermesinden sonraki sürecin hukuk ve demokratik siyaset içerisinde yürütülebileceğini belirterek devletin süreci dikkatli ve kontrollü biçimde takip ettiğini ifade etti.

“ÇÖZÜMÜN ADRESİ GAZİ MECLİSTİR”

Soru: Süreçte TBMM’nin rolü ne olacak?

Halil Öztürk: Komisyonda MHP’yi temsil eden Öztürk, TBMM’nin süreçteki rolünün son derece önemli olduğunu belirtti. Millet adına karar verilen yerin Meclis olduğunu ifade eden Öztürk, atılacak adımların hukuk içerisinde yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Milletvekillerinin sürecin içerisinde olacağını ve ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin Mecliste yapılacağını belirten Öztürk, sorunların çözüm adresinin silah, sokak veya terör değil demokratik siyaset ve TBMM olduğunu vurguladı.

Öztürk ayrıca Mecliste farklı siyasi partilerden sürece yönelik geniş bir desteğin bulunduğuna işaret ederek, böylesine önemli bir devlet meselesinin birkaç kişinin siyasi polemiğine indirgenmemesi gerektiğini söyledi. Sürecin eleştirilebileceğini ancak bilgi sahibi olmadan insanları vatanseverlik üzerinden suçlamanın doğru olmadığını ifade etti.

ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLERE SESLENDİ

Soru: Şehit aileleri ve gazilerin süreçle ilgili hassasiyetlerine ne söylersiniz?

Halil Öztürk: Terörle mücadelenin en ağır bedelini şehit aileleri ve gazilerin ödediğini belirten Öztürk, şehitlerin emanetinin kendileri için baş tacı olduğunu ve gazilerin fedakârlıklarının hiçbir zaman unutulmayacağını söyledi.

Şehitlerin bu vatanın birliği, bütünlüğü ve terörden arındırılması uğruna mücadele ettiğine dikkat çeken Öztürk, Terörsüz Türkiye hedefinin geçmişte verilen mücadeleyi yok saymak anlamına gelmediğini söyledi.

Öztürk, hedefin tam tersine bu mücadeleyi terör örgütünün tamamen tasfiye edilmesiyle sonuçlandırmak olduğunu vurguladı.

“TERÖR SADECE CANIMIZI DEĞİL, KALKINMA İMKÂNIMIZI DA ALDI”

Soru: Terörün Türkiye’ye ekonomik maliyetini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Halil Öztürk: Terörün Türkiye’ye maliyetinin yalnızca rakamlarla anlatılamayacak kadar büyük olduğunu söyleyen Öztürk, yıllardır terörle mücadeleye ayrılan kaynakların çiftçiye, üniversitelere, fabrikalara, teknolojiye, hastanelere ve altyapıya aktarılabilmesi halinde Türkiye’nin çok farklı bir noktada olabileceğini ifade etti.

“Terör sadece canımızı almadı. Paramızı, zamanımızı ve kalkınma imkânımızı da aldı” değerlendirmesinde bulunan Öztürk, terör yükünün ortadan kalkmasıyla önümüzdeki 10 yıllık dönemde Türkiye açısından önemli ekonomik fırsatların ortaya çıkacağını belirtti.

“DAĞLARIMIZ TERÖR KAMPLARIYLA DEĞİL TURİZMLE ANILSIN”

Soru: Terörün sona ermesi Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da neleri değiştirebilir?

Halil Öztürk: Diyarbakır, Şırnak, Hakkâri ve Van’ın sürekli terör haberleriyle anılmasını istemediklerini söyleyen Öztürk, bu şehirlerin yatırım, sanayi, tarım, turizm, kültür ve ihracatla gündeme gelmesi gerektiğini belirtti.

Bölgedeki gençlerin önünde örgüt propagandası yerine üniversite, iş ve teknoloji imkânlarının bulunması gerektiğini ifade eden Öztürk, dağların terör kamplarıyla değil turizmle, sınır kapılarının ise korkuyla değil ticaretle anılmasını istediklerini söyledi.

Terörün sona ermesinin bölgede yalnızca güvenlik açısından değil, ekonomik ve sosyal açıdan da yeni bir dönemin kapısını açacağını kaydetti.

“BU TÜRKİYE’NİN KENDİ MODELİDİR”

Soru: Süreçte yabancı bir arabulucu veya üçüncü ülkenin rolü olacak mı?

Halil Öztürk: Türkiye’nin böyle bir arabuluculuğa ihtiyaç duymadığını söyleyen Öztürk, ülkenin kendi meselesini kendi devlet aklıyla çözebilecek güçte olduğunu belirtti.

Türkiye’nin kendi kurumları, Meclisi ve demokratik sistemi bulunduğuna dikkat çeken Öztürk, ABD, Avrupa ülkeleri veya başka bir aktörün hakemliğine ihtiyaç olmadığını ifade etti.

“Bu Türkiye’nin kendi modelidir. Türkiye kendi sorununu kendisi çözecek” yaklaşımını ortaya koyan Öztürk, millî güvenlikle ilgili kararların Türk devleti, Türk milleti ve TBMM tarafından verilmesi gerektiğini söyledi.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE BÖLGESEL GÜCÜ DE ARTIRACAK

Soru: Terörün tasfiyesi Türkiye’nin bölgesel güç olma hedefini etkiler mi?

Halil Öztürk: Bunun Türkiye’nin bölgesel konumunu doğrudan güçlendireceğini ifade eden Öztürk, Türkiye’nin savunma sanayiinde ulaştığı noktaya ve enerji ile ulaştırma koridorlarındaki stratejik konumuna dikkat çekti.

Türk dünyası, Kafkasya, Afrika ve Doğu Akdeniz’de giderek daha fazla söz sahibi olan Türkiye’nin enerjisinin önemli bir bölümünü terörle mücadeleye harcamasının büyük bir kayıp olduğunu belirten Öztürk; Irak Kalkınma Yolu, enerji güzergâhları, Suriye’nin yeniden inşası ve bölgesel ticaretin Türkiye açısından önemli fırsatlar sunduğunu söyledi.

“ÖRGÜT ZAYIFLATILDIĞI İÇİN BUGÜN BU FIRSAT VAR”

Soru: Terör örgütü zaten zayıflatılmışsa neden şimdi böyle bir sürece ihtiyaç duyuluyor?

Halil Öztürk: Örgütün zayıflatılmış olmasının sürecin önünü açtığını ifade eden Öztürk, Türk Silahlı Kuvvetleri, jandarma ve polisin yıllardır yürüttüğü mücadele sonucunda terör örgütünün hareket alanının ciddi ölçüde daraltıldığını söyledi.

Devletin sahadaki üstünlüğünün artık kalıcı siyasi ve toplumsal bir sonuca dönüştürülmesi gerektiğini belirten Öztürk, bugün zayıflamış bir terör örgütünün gelecekte başka ülkeler tarafından yeniden kullanılma ihtimalinin bulunduğuna dikkat çekti.

Öztürk, inisiyatifin devlette olduğu ve Türkiye’nin güçlü bulunduğu bir dönemde meselenin tamamen kapatılması gerektiğini ifade etti.

ÖZTÜRK: “ÇOCUKLARIMIZ TERÖR HABERLERİYLE BÜYÜMESİN”

Soru: Terörsüz Türkiye hedefi başarıya ulaşırsa nasıl bir Türkiye öngörüyorsunuz?

Halil Öztürk: Röportajın sonunda geleceğe ilişkin mesaj veren Öztürk, çocukların terör haberleriyle büyümediği bir Türkiye görmek istediğini söyledi.

İnsanların birbirine Türk, Kürt, Alevi veya Sünni kimlikleri üzerinden şüpheyle bakmadığı, ortak vatandaşlık ve millet bilincinin güçlendiği bir Türkiye hedeflediklerini belirten Öztürk; dağlarda teröristin değil turistin ve üreticinin konuşulduğu, sınır şehirlerinde ticaretin büyüdüğü, gençlerin örgüt propagandası yerine üniversiteye, teknolojiye, işe ve kendi geleceklerine yöneldiği bir ülke istediklerini ifade etti.

Yaklaşık yarım asırdır Türkiye’nin terör meselesini taşıdığını hatırlatan Öztürk, bu yükün sonsuza kadar taşınmak zorunda olmadığını vurguladı.

Terörsüz Türkiye’nin geçmişte verilen mücadelenin reddedilmesi anlamına gelmediğinin altını çizen Öztürk, aksine verilen mücadelenin terörün tamamen sona ermesiyle taçlandırılmasının hedeflendiğini söyledi.

Öztürk, “Artık Türkiye enerjisini teröre değil kendi geleceğine, büyümesine ve kalkınmasına harcasın” mesajıyla değerlendirmelerini tamamladı.

Kaynak: Haber Merkezi