
Kırıkkale’nin Ahılı köyünde geçmişi yüzyıllar öncesine uzanan çanak, çömlek ve testicilik zanaatı, teknolojinin gelişmesi ve plastik ürünlerin yaygınlaşmasıyla birlikte 1980’li yıllarda tarihe karıştı. Bir dönem 50’den fazla kişinin geçimini sağladığı bu köklü zanaatı, Ahılı köyü sakinlerinden Hüseyin Demirbilek ile konuştuk. Demirbilek, Ahılı testisini diğerlerinden ayıran üretim tekniğinden eski ustalara, zanaatın neden kaybolduğundan yeniden canlandırılması için geçmişte yapılan girişimlere kadar önemli bilgiler verdi.

AHILI’DA TESTİCİLİĞİN GEÇMİŞİ YÜZYILLAR ÖNCESİNE DAYANIYOR
Kubilay Esendağ: Ahılı’da çanak, çömlek ve testicilik zanaatı ne zamandan beri yapılıyor?
Hüseyin Demirbilek: Ahılı’da çanak, çömlek ve testicilik zanaatının geçmişi, köyümüzün kuruluşunun dayandırıldığı 1150’li yıllara kadar uzanıyor. Geçmişte insanların günlük yaşamında topraktan yapılan kapların çok önemli bir yeri vardı. İçme suyunu muhafaza etmek için testiler, yayık yaymak için kullanılan ve “tufran” adı verilen kaplar, peynir basmak, turşu, pekmez ve sirke saklamak için küpler yapılırdı. Ayrıca “gül çanağı” dediğimiz, bugünkü adıyla saksılar üretilirdi.
Ahılı’da 50’nin üzerinde kişinin bu işi Ahi geleneğine uygun şekilde meslek edindiği biliniyor. Ustalar yaptıkları ürünleri çevredeki köylere, ilçelere ve farklı illere götürüp satarak geçimlerini sağlardı.

TOPRAK ÇULLU’DAN GETİRİLİYORDU
Kubilay Esendağ: Peki bu zanaat nasıl yapılıyordu? Bir testi ya da küpün ortaya çıkma sürecini anlatabilir misiniz?
Hüseyin Demirbilek: Öncelikle iyi bir tezgâh gerekiyor. Ardından yaklaşık 1000 derece sıcaklığa dayanabilecek bir fırın hazırlanıyor. Bu fırın, samanla karıştırılarak elde edilen kerpiç kullanılarak yapılıyor.
İşin en önemli malzemesi ise toprak. Kullanılacak toprak, Ahılı’ya sınır komşusu Çullu köyünden kazılarak getirilirdi. Getirilen toprak, içerisinde kum tanesi dahi kalmayacak şekilde kalın bir branda üzerinde dikkatlice elenirdi.
Ardından ustanın belirlediği miktarda tuz toprağa katılır ve su eklenirdi. Çamur yalın ayakla iyice karıştırılır, istenilen kıvama ulaştığında ise dinlenmeye bırakılırdı.

USTANIN ELLERİNDE ŞEKİL BULUYORDU
Hüseyin Demirbilek: Çamur hazır olduğunda çırak veya kalfa tarafından “künde” denilen parçalar hazırlanırdı. Usta tezgâhın başına geçer, kündeler önüne bırakılırdı.
Ustanın yanında çamuru ıslatmak için yayvan bir kapta su bulunurdu. Ürüne şekil vermek için mikadan yapılan ve “ayna” adı verilen bir malzeme kullanılırdı. Testi veya küp tamamlandıktan sonra ise alt kısmı ince bir telle kesilerek tezgahtan ayrılırdı.
Usta el çabukluğuyla ürünleri peş peşe hazırlar, çırak da bunları kurutulacak yere götürürdü. Fırını dolduracak miktara ulaşıncaya kadar üretim devam ederdi.
Kurutma işlemi de oldukça hassastı. Ürünlerin yönleri belirli aralıklarla değiştirilerek her tarafının eşit kuruması sağlanır ve çatlamalarının önüne geçilirdi.

FIRINDAN BEYAZ ATEŞ ÇIKINCA PİŞTİĞİ ANLAŞILIYORDU
Kubilay Esendağ: Kurutulan ürünlerin pişirilmesi nasıl yapılıyordu?
Hüseyin Demirbilek: Malzemeler yeterince kuruyup fırınlanacak hale geldiklerinde özenle fırının içerisine dizilirdi. Yakıt olarak en uygun malzeme odun talaşı veya kurutulmuş hayvan gübresiydi.
Fırının üzerindeki baca geniş bir sacla kapatılır, ateş başlangıçta yavaş yavaş artırılarak fırının tavlanması beklenirdi. Fırın tavlandıktan sonra üstte bulunan sac kaldırılır ve ateş yükseltilirdi.
Bacadan beyaz ateş çıkmaya başladığında testilerin piştiği anlaşılırdı. Daha sonra hem fırının hem de içerisindeki ürünlerin soğuması için yaklaşık bir gün beklenirdi. Soğuyan testi, küp ve diğer ürünler büyük bir dikkatle fırından çıkarılırdı.

AHILI TESTİSİNİN SIRRI: TUZ
Kubilay Esendağ: Çamur hazırlanırken neden tuz kullanılıyor? Bunun özel bir nedeni var mı?
Hüseyin Demirbilek: Ahılı testisinin en önemli özelliği aslında tuzda saklı. Bizim testilerimiz hem sağlıklı olması hem de içerisindeki suyu doğal bir buzdolabı gibi serinletmesiyle ünlenmişti.
Çamurun içerisine eklenen tuz, testi yaklaşık 1000 derecede pişirilirken eriyor. Tuz, testinin üzerinde oluşan çok ince gözeneklerden dışarı çıkıyor. Böylece her bir testinin üzerinde binlerce küçük gözenek meydana geliyor.
Testinin içerisine su doldurduğunuzda beş-on dakika içerisinde dış yüzeyinin nemlendiğini ve içerisindeki suyun çok az eksildiğini görürsünüz. Biz buna “terleme” diyoruz. Tuzun bıraktığı bu gözeneklerden çok az miktarda su dışarı süzülüyor ve buharlaşma sayesinde içerideki su doğal şekilde soğuyor. Ahılı testisinin suyunun farklı ve güzel olmasının sırrı da burada.

AHILI’DA ONLARCA USTA BU ZANAATLA GEÇİMİNİ SAĞLADI
Kubilay Esendağ: Bu zanaatla bütünleşmiş isimler kimlerdi? Günümüzde hâlâ bu işi yapabilecek kişiler bulunuyor mu?
Hüseyin Demirbilek: Ahılı’da çanak, çömlek ve testicilikle bütünleşmiş çok sayıda insanımız vardı. Bunların büyük bölümü ne yazık ki vefat etti. Şu anda sanatı bilen birkaç kişi bulunuyor ancak sağlık durumlarının yeniden üretim yapmaya elverişli olup olmadığını kendileriyle görüşmek gerekir.

Demirbilek’in aktardığı bilgilere göre Ahılı’da testicilikle uğraşan isimlerden tespit edilebilenler şöyle:
- Tekkelerin Osman Albayrak
- Tekkelerin Mustafa Albayrak
- Emin Efendinin Cemal’in oğlu Behçet Albayrak
- Muhaciroğlunun Hasan Samurkorlu
- Muhaciroğlunun Kemal Samurkorlu
- Zırhlının Mustafa Yılmaz
- Zırhlının Mustafa’nın oğlu Dağıstan Yılmaz
- Zırhlının Mustafa’nın oğlu Hüseyin Yılmaz
- Zırhlının Mustafa’nın oğlu Mehmet Yılmaz
- Zırhlının Mustafa’nın oğlu Tahsin Yılmaz
- Zırhlının Mustafa’nın oğlu Aydın Yılmaz
- Tekkelerin Hamza Albayrak
- Tekkelerin Mehmet (Cümü) Albayrak
- Omar Ağa Ölmez
- Miniklerin Emin Akgül
- Miniklerin Emin’in oğlu Yusuf Akgül
- Miniklerin Abdullah Akgül
- Akgülün Osman Akgül
- Şikarın Hasan Akgül
- Sarı Mehmet Akgül
- İbilinin İsmet Albayrak
- Süleyman Dursun
- Cinderin Halil Uludağ
- Eşenin Hasan Ölmez
- Çömlekçi Mehmet Arlı
- Emin Arlı
- Cebeloğlunun Ömer’in İsmail (Cilet) Güvenç
- Cebeloğlunun Ömer’in İbrahim Güvenç
- Kör Halil’in Bünyamin Söylemez
- Hatıbın Süleyman Önder
- Kösenin Hasan’ın Arap Hasan Vergili
- Titiz Mehmet Vergili
- Dudunun Ali Alkaç (Ferik Ali)
- Dudunun Ali’nin (Ferik Ali’nin) Hasan Hüseyin Alkaç
- Kör Hasan Demirdöğen

PLASTİK YAYGINLAŞTI, ASIRLIK ZANAAT KAYBOLDU
Kubilay Esendağ: Peki Ahılı ile özdeşleşen bu zanaat ne zaman ve neden sona erdi?
Hüseyin Demirbilek: Çanak, çömlek ve testicilik 1980’li yılların başlarına kadar devam etti. Teknolojinin ilerlemesiyle naylon ve plastikten yapılan ürünler hızla çoğaldı. İnsanların tercihi de bu ürünlere yönelince birkaç yıl içerisinde geleneksel üretim neredeyse tamamen ortadan kalktı.
Bir zamanlar onlarca ailenin geçimini sağladığı ve Ahılı’nın adıyla bütünleşen bu sanat böylece kayboldu.

ZANAATI YAŞATMAK İÇİN İKİ KEZ KURS AÇILDI
Demirbilek, kaybolan zanaatın yeniden öğretilmesi amacıyla Ahılı’da İŞKUR ve Halk Eğitim Müdürlüğü aracılığıyla iki kez kurs düzenlendiğini de anlattı.
Hüseyin Demirbilek: Ahılı köyümüzde İŞKUR ve Halk Eğitim Müdürlüğü tarafından 2011 ve 2013 yıllarında iki defa kurs açıldı. Ancak kurslar kısa süreli olduğu için kursiyerler bu sanatı tam anlamıyla öğrenemedi. Sonuçta Ahılı ile bütünleşmiş çanak, çömlek ve testicilik zanaatı tamamen yok oldu.

Bir dönem Ahılı’da 50’den fazla kişinin meslek edindiği testicilik, bugün artık yaşayan bir üretim kolu olmaktan çıkmış durumda. Çullu’dan getirilen toprağın tuzla yoğrulması, ustaların ellerinde şekillenmesi ve yaklaşık 1000 derecelik fırında pişirilmesiyle ortaya çıkan Ahılı testileri ise bölgenin unutulmaya yüz tutmuş kültürel miraslarından biri olarak hafızalarda yaşamaya devam ediyor.





