Anadolu’nun manevi mimarlarından biri olarak kabul edilen Gazi Âşık Hasan Dede, hem tarihsel kimliği hem de Türk halk edebiyatına bıraktığı eserlerle Kırıkkale’nin en önemli kültürel değerleri arasında yer alıyor. Bilinen en eski deyişlerden biri olan **“Eşrefoğlu Al Haberi”**nin de Âşık Hasan Dede’ye ait olduğu ve Kırıkkale topraklarından Anadolu’ya yayıldığı ifade ediliyor.
Horasan diyarından Karaman üzerinden Anadolu’ya gelen Hasan Dede’nin, 31. babadan Hz. Peygamber’in (sav) soyuna dayandığı, nesebinin Hz. Ali yoluyla 9. İmam Muhammed Taki’ye ulaştığı belirtiliyor. Babası Karaman Ustucalı Dergâhı’nın piri Şeyh Yakup Fakih olan Hasan Dede, 1071 Malazgirt Zaferi sonrası Anadolu’nun Türkleşme sürecinde önemli rol üstlenen erenlerden biri olarak biliniyor.

Hasan Dede, sekiz dervişiyle birlikte 1515 yılında Suluca Karahöyük’e (Hacı Bektaş) gelmiş, dönemin postnişini Balım Sultan tarafından kendisine Peygamber’in tahta kılıcı emanet edilmiştir. Bir süre Çukurova ve Anavarza bölgesinde yaşayan Hasan Dede’nin, Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1. Viyana Kuşatması’na ordu kumandanı olarak katıldığı da tarihi kaynaklarda yer alıyor.
Bugünkü yerleşim yeri olan Kırıkkale sınırlarına gelişinin ise 1579 yılı olduğu belirtilen Hasan Dede, sekiz dervişiyle birlikte bölgeye yerleşmiş, dönemin padişahı tarafından verilen beratla kendisine toprak tahsis edilmiş ve vergiden muaf tutulmuştur. Kurduğu zaviye ile yolculara hizmet eden Hasan Dede, bölgede bağcılık ve bahçecilikle uğraşmış, özellikle yetiştirdiği büyük karpuzlarla ün kazanmış ve “Karpuzu Büyük Hasan Dede” olarak anılmıştır.
Türk halk edebiyatında önemli bir yere sahip olan Âşık Hasan Dede’nin, hece ve aruz ölçüsüyle yazılmış şiirleri, deyişleri ve cönkleri bulunuyor. Arapça ve Farsça bilen Hasan Dede, Bektaşi şairleri arasında da saygın bir konuma sahip. “Budin Türküsü”, “Tameşvar Türküsü” ve özellikle “Eşrefoğlu Al Haberi” adlı deyişi, Anadolu’nun en eski ve en bilinen nefesleri arasında gösteriliyor.
Kültür tarihçileri, “Eşrefoğlu Al Haberi”nin Kırıkkale merkezli olarak Anadolu’ya yayılan en eski deyişlerden biri olduğunu vurgularken, Gazi Âşık Hasan Dede’nin hem inanç hem de edebiyat dünyasında iz bırakan önemli bir değer olduğuna dikkat çekiyor.
Eşrefoğlu al haberi, Bahçe bizim, gül bizdedir.
Biz de mevlanın kuluyuz. Yetmiş iki dil bizdedir.
Erlik midir eri yormak. Irak yoldan haber sormak. Cennette onsekiz ırmak, Coşkun akan sel bizdedir.
Adam vardır cismi semiz. Aptes alır olmaz temiz.
Halkı dehleylemek nemiz. Bircümle vebal bizdedir.
Arı vardır, uçup gezer. Teni tenden seçip gezer. O can bizden kaçıp gezer. Arı bizim, bal bizdedir.
Kimi sofu kimi hacı. Kimi sofu kimi hacı. Cümlemiz hakka duacı. Resul-i Ekrem'in tacı, Aba hırka, şal bizdedir.
Yüzyılların verdiği erozyonla Kültürleri aşınmış ortada pek bişey kalmamış ama İnsanların dinlerinde türkülerinde manilerinde masallarında bunlar yaşanıyor Evleri çürümüş kaleleri yıkılmış ama insanlar yıkılmamış, insanlar yıkılmamış, insanlar yıkılmamış, yıkılmamış, yıkılmamış, yıkılmamış İnsanlar kendi kültürlerini dilden dile aktarmışlar
Biz erenler gerçeğiyiz. Has bahçenin çiçeğiyiz.
Hacı Bektaş köçeğiyiz. Edep erkan yol bizdedir.
Kuldur Hasan Dede'm kuldur. Manayı söyleyen dildir. Elif hakka doğru yoldur. Cim sorarsan, dal bizdedir.




