Yine bir meşur hikayeden sözedeceğim.
Bir kasabaya bir deve gelir
deveyi yakalarlar, belediye başkanına bunun sahibi yok kesip yiyelim derler başkan bütün encümeni toplar kesip yemeye karar verirler.
Encümenlerden birisi derki muhtarları ve bekçileri de bu işin içine katalım sahibi çıkarsa söylemesinler der.
Öylede yaparlar deveyi ormanda bir çeşme başında keserler derisini susuz körbir kuyuya atarlar.
Bekçinin birisi gelirken kasabada bulunan oranın halkından bir deliyide et yesin diye acınır yanında getirir.
Deli bütün olanları hep izler onlarla yer, içer eğlenir.
Bir, iki gün sonra devenin sahibi aramaya gelir sorar buraya bir devegeldimi gören olduysa ona mükafat vereceğim der.
Herkes inkar eder deli deveyi anlatır. Boyutundaki ipin rengine kadar anlatır adam deve nerde der deli yiyenleri tek,tek sayar birlikte yedik derisini falan yerdeki kuyuya attık der.
Bu arada kasabanın bekçisi gider kuyuya devenin derisinin üstüne keçi derisi atar.
Deli deve sahibi bir kurup kasabalı kuyunun yanına varırlar.
Devenin sahibi delinin beline bir urgan bağlar kuyuya indirir,
Deli üsteki keçi derisini görünce şaşırır.
Yukarıya devenin sahibine seslenir dayı devenin saçak,saçak tüyü varmıydı?
Oradakiler yahu bu deli saçmalıyor deve falan gelmedi görende yok.
Bu deliye inanıp zaman kaybetme git deveni ara derler.
Bakıyoruz deveyi yiyenler inkara kalkışarak bir birlerini savunuyor.
Hedef saptırmak için kuyuya keçi postu atıyorlar.
Herşey açık heryerde hırsız, arsız uğursuz mantar gibi bitiyor.
Caydırıcı cezalar olmazsa hırsızlık seçilene bir hak gibi anlaşılacak,
Her gelen çalmaya gelecek, keçi postu atanlarada dikkat etmek gerekiyor.
Kim nerden ne yediyse kiminle yediyse bulunup cezalandırılmalıdır.
Bunun ucu nereye kime dayanıyorsa acınmasın yoksa yarınlarımıza Torunlarımıza yazık ederiz.
Bizden Acizane söylemesi
Hatamız olmuşsa affınıza sığınıyorum.
Ahmet Ulusoy (Ödüoğlu)
30.09.2026
KIRIKKALE