11 Temmuz 1995 tarihinde Bosna-Hersek’in doğusundaki Srebrenitsa kasabasında yaşanan katliam, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da gerçekleşen en büyük insanlık suçu olarak tarihe geçti. Sırp güçlerinin kontrolündeki birlikler tarafından düzenlenen saldırıda, en az 8.372 Boşnak erkek ve erkek çocuk sistematik şekilde öldürüldü. Kadınlar, yaşlılar ve çocuklar bölgeden zorla çıkarıldı, şehirdeki Boşnak nüfus yok edilmeye çalışıldı.

Birleşmiş Milletler tarafından "güvenli bölge" ilan edilmesine rağmen, Srebrenitsa’da bulunan Hollandalı BM Barış Gücü askerleri saldırıyı durdurmakta yetersiz kaldı. Katliam, uluslararası kamuoyunun müdahalede geciktiği, izlediği ve sonrasında "geç kalınmış adalet" ile yüzleştiği olaylar arasında yer aldı.

Srebrenitsa'da hayatını kaybeden binlerce kişinin cenazesine yıllar sonra ulaşıldı. Toplu mezarlar, parçalanmış hayatları belgeleyen soğuk tanıklıklar hâline geldi. Bazı kurbanların kimlikleri hâlâ tespit edilemedi.

Uluslararası Ceza Mahkemeleri, yaşananları soykırım olarak tanımladı. Sırp komutan Ratko Mladiç başta olmak üzere birçok sorumlu, insanlığa karşı suç işlemekten yargılandı ve mahkûm edildi. Ancak acılar dinmedi.

Bugün Srebrenitsa Soykırımı, sadece bir ülkenin değil, uluslararası toplumun da vicdanında açık bir yara olarak kalmaya devam ediyor. Aradan geçen yıllara rağmen yaşananların izleri silinmedi; bölgedeki birçok aile hâlâ kayıplarını arıyor.

Uraloğlu: “Kırıkkale-Samsun Hattı Trabzon’a Bağlanıyor”
Uraloğlu: “Kırıkkale-Samsun Hattı Trabzon’a Bağlanıyor”
İçeriği Görüntüle

Srebrenitsa, modern tarihin utanç sayfalarından biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.

Kaynak: Haber Merkezi