Cidde eski Basın Ataşesi ve diplomat Bahattin Akyön, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalandığını belirttiği “Mekke Anlaşması”nın bölgesel barış, güvenlik ve istikrar açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Akyön, İstanbul’da gerçekleştirilen ilk toplantının ardından yayımlanan ortak bildiriyi bölgesel dengeler açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirdi.
“Mekke Anlaşması ve Erdoğan” başlıklı değerlendirmesinde Akyön, “yüzyılın anlaşması” olarak nitelendirdiği sürecin emin adımlarla ilerlediğini ifade etti. Küresel risklerin ve bölgesel istikrarsızlıkların arttığı bir dönemde oluşturulan ortaklık zemininin Türkiye’yi barış formüllerinin üretildiği önemli merkezlerden biri haline getirdiğini savundu.
Akyön’den Erdoğan’ın Diplomasi Politikasına Vurgu
Bahattin Akyön, Türkiye’nin yürüttüğü proaktif diplomasinin arkasındaki en önemli gücün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği olduğunu belirtti.
Erdoğan’ın küresel sistemde yaşanan gelişmeleri doğru okuduğunu ifade eden Akyön, Türkiye’nin savunma sanayisinde elde ettiği yerli ve milli başarıların da bölgede barış odaklı yeni bir ittifak mimarisinin oluşturulmasına katkı sunduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” vizyonuna da değinen Akyön, Türkiye’nin bölgede savaş ve çatışmayı körükleyen politikalar yerine kalıcı barış ve istikrarın oluşturulmasını önceleyen bir yaklaşım sergilediğini dile getirdi.
“Bölgeye Huzur ve Barış Dışarıdan Gelemez”
Türkiye’nin yalnızca kendi güvenliğini değil, bölge ve dünya barışını da gözettiğini ifade eden Akyön, Türkiye’nin yaklaşımının kaba güç kullanmak veya gizli ajandalarla hareket etmek olmadığını belirtti.
Türkiye’nin binlerce yıllık kültürel ve inanç bağlarına sahip olduğu ülkelerle birlikte güçlenmeyi hedeflediğini kaydeden Akyön, geçmiş tecrübelerin bir bölgeye huzur ve barışın dışarıdan getirilemeyeceğini ortaya koyduğunu savundu.
Akyön, bölge ülkelerinin kendi geleceklerine ilişkin kararlarda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirterek, “Bölge konusunda kararları bölge ülkeleri verir, barışı da bunun altyapısını sağlayarak bölge ülkeleri hayata geçirir” değerlendirmesinde bulundu.
Suudi Arabistan’ın Dönüşümüne Dikkat Çekti
Anlaşmanın önemli aktörlerinden biri olarak Suudi Arabistan’ı gösteren Akyön, ülkenin son yıllarda Veliaht Prens Muhammed bin Selman öncülüğünde önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini ifade etti.
Suudi Arabistan’ı Müslüman dünyanın ve Batı Asya’nın yükselen aktörlerinden biri olarak değerlendiren Akyön, sosyal hayattan ekonomiye kadar gerçekleştirilen değişimlerin ülkenin bölgesel ve küresel konumunu güçlendirdiğini belirtti.
Akyön, Suudi Arabistan’ın ekonomik zenginliğini halkın refahına yaymaya yönelik politikalarının yanı sıra bölgesel ve küresel konularda daha fazla söz sahibi olmak için de önemli adımlar attığını savundu.
Muhammed bin Selman’ın gerçekleştirdiği açılımların Suudi Arabistan’ın köklü geleneksel yapısını korurken yeni dünyanın önemli aktörlerinden biri olabileceğini gösterdiğini ifade eden Akyön, Türkiye ile geliştirilen olumlu ilişkilerin iki ülke açısından da fayda sağlamaya devam edeceğini kaydetti.
Pakistan’ın Savunma Gücü ve Jeopolitik Konumu
Bahattin Akyön, Pakistan’ın da kurulmak istenen bölgesel yapı açısından önemli bir aktör olduğunu vurguladı. Pakistan’ın savunma sanayisindeki gelişimine, nükleer kapasitesine, büyük ve dinamik nüfusuna dikkat çeken Akyön, ülkenin İslam ve Asya dünyasındaki jeopolitik konumunun da büyük önem taşıdığını ifade etti.
Pakistan ile Türkiye arasındaki tarihi kardeşlik ve dostluk bağlarına işaret eden Akyön, Pakistan’ın bölgesel dengeler açısından sahip olduğu gücün kurulacak iş birliğine önemli katkılar sunacağını belirtti.
“Barışın, Huzurun ve Güvenliğin Garantisi Olacak”
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın birlikteliğinin Batı Asya’da yeni bir bölgesel iş birliği modeli oluşturabileceğini savunan Akyön, üç ülkenin sahip olduğu siyasi, ekonomik, askeri ve jeopolitik kapasitenin bölgenin geleceğinde etkili olacağını ifade etti.
Bahattin Akyön, değerlendirmesini, “Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın imzaladığı Mekke Anlaşması, bütün bu veriler ışığında Batı Asya’da barışın, huzurun, güvenliğin garantisi olacaktır” sözleriyle tamamladı.





