29 Eylül 2022 Perşembe
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Hayata saygı duruşu
Hayata saygı duruşu
Tek hedefleri 5 yıl daha koltukta kalmak
Tek hedefleri 5 yıl daha koltukta kalmak
Yahşihan’ın Elektrik Altyapısı Güçleniyor
Yahşihan’ın Elektrik Altyapısı Güçleniyor
Kızılay Spor Kulübünde Çocukların Forma Sevinci
Kızılay Spor Kulübünde Çocukların Forma Sevinci
  YAZARLARIMIZ
Özgürlüğün Esareti
14 Temmuz 2022 Perşembe Bu yazı 4238 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

İnsana  mutlak özgürlüğünü ezelinden Allah bahşetmiştir. Bu sebepledir ki özgürlük bir gücün, bir kimsenin ya da bir grubun tekeline verilemez. Hakikat şu ki;  insan dünyaya geldiği andan itibaren özgür bir varlıktır ve özgürlüğünü Allahtan başka hiçbir kimseye de borçlu değildir.
                  Özgürlük kavramı belirli çerçeveler içerisinde kaldığı sürece kutsallığını muhafaza eder. Yani sınır tanımamazlıkta özgür olamazsınız. Hadsizlikte, ahlaksızlıkta, taşkınlıkta özgür olamazsınız. Özgürlük meşru sınırlar içerisinde kalmak koşulu ile insanın mutlak hakkıdır. Özgürlük aynen namus gibi, vatan gibi, bayrak gibi kutsal bir kavramdır. Özgürlüğün, hürriyetin olmadığı topraklarda insan şerefinden ve diğer insani vasıflardan asla söz edilemez.  Allah'ın bizlere hediye olarak sunduğu dili, gözü, yüreği ve beyni özgürce kullanmaktır esas olan. Dil özgürse haksızlığın ve zulmün karşısında susmamalıdır. Göz özgürse güzeli çirkinden, beyazı siyahtan ayırtedebilmelidir. Yürek özgürse hakkı batıldan ayırtedebilmelidir. Beyin özgürse hür düşünebilmeli ve yaratıcı olabilmelidir.
                  Tutsaklık, insanın insani vasıflarını baştan ayağa felç eden insanlık dışı bir olgudur. Vicdanı, aklı,  yüreği ve beyni tutsak edilmiş olan bir insanın kumanda ile çalışan bir robottan farkı yoktur. Size emanet edilmiş olan aklı asla başkalarının idaresine, kontrolüne teslim etmeyin. Akıl ve ruh bir başka gücün emrine ve idaresine girdiği zaman şeytanın hizmetine girmiş demektir. Kötülüğün hizmetine tabi olmuş akıl ve vicdan artık sürekli şer ve pislik üretmeye başlar. Şer üreten zihin şeytanın bir memurudur artık.
                Tutsak edilmiş ruhlar Allaha karşı da sürekli asilik içerisindedir. Hayat iradeniz kendi kontrolünüz altında değilse yaptığınız ibadetlerin dahi bir geçerliliği yoktur Allah nazarında. Tutsak topraklar üzerinde yapılan ibadetlerin bir kıymeti de  yoktur. Allaha yapılan yakarışların, ibadetlerin güzelliği ve geçerliliği, özgürce dalgalanan hürriyet timsali bayrakların altındadır. Çağdaşlık, özgürce düşünebilen ve düşündürebilen sorgulayıcı eğitim sistemleriyle inşaa edilebilir. İlimde, sanatta, kültürel faaliyetlerde başarı ve istikbal, hür düşünebilen zihinlerin yetiştirilmesiyle elde edilebilir.  En korkunç esaret özgür vicdanların esaretidir.  Havayı esir ederseniz havasızlıktan boğarsınız insanı. Suyu esir ederseniz susuzluktan kavurursunuz bedenleri. Ekmeği esir ederseniz aç bırakırsınız kitleleri. Ya vicdanları esir ederseniz işte o zaman tüm maneviyatını felç edersiniz insanlığın. Vicdanlarınız hür olmadan insan olamazsınız. Birilerinin gücüne teslim ederek esaret altına aldığınız vicdanlarınızla haklıyı haksızdan, doğruyu yanlıştan nasıl ayıracaksınız. Hakkı batıldan nasıl ayıracaksınız...Hakkı batıldan, haklıyı haksızdan ayırmadıkça nasıl mümin olacaksınız ?
                    Hür olarak dünyaya gelmiş olan insan hür olarakta ölebilmelidir. Allaha için yaptığımız ibadetlerin tümünün insanı ulaştırmak istediği asıl nokta zulme karşı topyekün mücadele etme noktasıdır. İnsan özgürlüğü için zulme karşı tüm gücüyle karşı koymalıdır. Özgürlüğü esaret altına alan güç zulmün gücüdür.  Bu nedenle zulme karşı verdiğiniz mücadele oranında özgürsünüz demektir. Allah, Bakara Suresinin 193. Ayetinde " Zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur" diyerek bu gerçeği ezelinden insanlığa haykırmıştır.
                  Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda  Suriyeli komutan Türkiye'ye Atatürk'ün daveti üzerine gelmiş ve bir konuşma esnasında söz alarak Atatürk'e söyle bir soru yöneltmiştir. " Paşam, bizde sizler gibi özgürlüğümüzü kazanamazmıyız, bu konuda bir fikir lütfedin bize " dediğinde Atatürk o çakmak çakmak mavi gözlerini Suriyeli komutana dikerek şu cevabı vermiştir. " Elbette ki özgürlüğünüze kavuşabirsiniz lakin bir şartla, ölmeye hazır olacaksınız" diyerek esaretin zincirlerini kırıp özgürlüğe ulaşmanın yegâne yolunun ölümü göze alarak zulme karşı direnmek olduğunu vurgulamıştır.
                 Esaretin karşısında özgürlük, ekmek gibi, su gibi, vatan gibi, namus gibi, bayrak gibi kutsaldır. İnsana düşen görev ise kutsal saydığı değerleri uğruna esaret ve zulme karşı tüm maddiyatı ve maneviyatı ile mücadele etmektir... Biliniz ki hürriyet, avuçlarınızın içerisindeki bir serçe kuşu gibidir. Bıraktığınız anda bir daha yakalayabilmeniz de çok zordur.... 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Ahmet ULUSOY
Hidayet DOĞAN
Rabia Saylam TAŞDEMİR
Sami GÜLER
Dede BULUT
Şevket ÖZSOY
Erol Serkan KILIÇ
Yener KAZAN
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  28 Eylül 2022 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net