29 Eylül 2022 Perşembe
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Hayata saygı duruşu
Hayata saygı duruşu
Tek hedefleri 5 yıl daha koltukta kalmak
Tek hedefleri 5 yıl daha koltukta kalmak
Yahşihan’ın Elektrik Altyapısı Güçleniyor
Yahşihan’ın Elektrik Altyapısı Güçleniyor
Kızılay Spor Kulübünde Çocukların Forma Sevinci
Kızılay Spor Kulübünde Çocukların Forma Sevinci
  YAZARLARIMIZ
BİZİ KİM KANDIRDI?
28 Mart 2022 Pazartesi Bu yazı 6944 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

 

“Bizi kandıran bizden değildir.”

Hz. Muhammed (s.a.v.)

 

        Din adına doğru bildiğimiz günahlar ve sevapların zaman içerisinde nasıl değiştiğini gösteren Hintli düşünür Osho’nun hikayesi: Dinime bağlı bir Katolik’tim. Cuma günü et yedim. Oysa Cuma günü et yemek günahtı. 11 yaşımdaki aklımla düşündüğüm buydu. Büyük suçluluk duydum, günlerce bu olayın etkisinden kurtulamadım. Gergin olduğumu hisseden annem durumumu fark edip endişeyle:

        “Neyin var evladım? İyi misin? Birisinden dayak mı yedin? Ne oldu?” Diyerek telaşlı sorular sormaya başladı.

        “Hayır, anne bugünün Cuma olduğunu unuttum et yedim. Tanrı bana çok kızacak.” Dedim. Annem kollarımdan tutup: “Tatlım tasalanma, her şey yolundadır. Tanrı bazı davranışları umursamayacak kadar bilgedir.”

        Diyerek beni teskin etmişti. Ancak bu suçluluk duygusu, bu günah korkusu yıllarca şuuruma yerleşip beni huzursuz etti. Ta ki 21 yaşına gelinceye kadar. 21 yaşıma geldiğimde yerel gazetenin ilk sayfasında büyük bir başlık vardı: “Papa cuma günleri et yemenin artık günah olmadığını açıkladı.”

        Aynı durum bizim toplumumuzun dini algılama anlayışında da geçerlidir.

10 Aralık 2015 tarihli gazete haberleri: “Diyanet İşleri Başkanlığı, halk arasında yaygın olan ölenin ardından yapılan 7'nci, 40'ıncı ve 52’nci gecesi gibi uygulamaların dini hiçbir dayanağı olmadığını açıkladı.”

14 Ocak 2020 tarihli gazete haberleri: “Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, TOKİ'nin faiz işletilen sosyal konut projelerinin caiz olduğunu duyurdu.”

        Büyük İslam düşünürlerinden İmam Şafi’nin Basra’da ayrı, Küfe ’de ayrı fetva verdiği söylenir. Mezhep kurucusu Ebû Hanîfe günümüzde yaşasaydı “el-Fıḳhü’l-ekber” eserinde öne sürdüğü fikirleri şüphesiz ki yeniden yorumlardı.  Tanrı herkesten akıllıdır ve herkesten adaletlidir. Geçen sürede dinle beraber toplumun dine bakışı ve din algısı da değişir. Şayet dini hükümleri çıktığı tarihteki ruhuyla anlasaydık tanrının hükümleri, emirleri ve tüm semavi dinler sorgulanıp din adına bir şey kalmazdı. O yüzden din adına uydurulan hurafeleri önleme adına diyanetin açıklamaları normaldir. Bu günkü enflasyon ortamında İslam düşüncesine göre devletler kişilerin mal ve servetlerini ekonomik yönden korumak zorundadır. Normal olmayan din adına hurafelerin, uydurulan bidatların yaygın olmasıdır. Doğru din, toplumun emniyet supabıdır, uydurma din toplumun en büyük yıkıcı etkenidir.

        Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık gibi semavi dinler ile Budizm, Hinduizm, Janaizm, Taoizm, Şintoizm, Zerdüştlük vb. yüzlerce sayıdaki insani dinlerin tamamında yüzyıllardır din adına uydurulmuş, yanlış mitoslar, hikâyeler, efsanelerle masum ve aydınlanmamış insanlar uyanık, kurnaz insanlar tarafından kandırılmış, en büyük zulüm din adına yapılmıştır. Bu yüzden dini geçmişimizde suçluluk duygusuyla yaşadık. Cehaletimizin kurbanı olduk. Bilinçsiz bir çevrede, matematiğin, fennin, ilmin olmadığı bir toplumda bilgisiz, eğitimsiz insanların arasında gelişemedik. Beynimiz, zekâmız vasat düzeyde kaldı, hayatı körü körüne yaşadık. Çünkü gençliğimizde sadece uğruna ölünecek değerler öğretildi, uyanıklık öğretilmedi. Bu yüzden vatan, millet, din, bayrak uğruna gözümüzü kırpmadan canımızı feda ettik. Bu değerlere adeta taptık. 24 ay askerlik yaptık, askerden kaytarmayı, çürük raporu almayı vatan hainliği belledik. Kendi kendimizin sebebi olamadık, terk edilmiş bir varlık olarak yetiştik. Kimse bize sahip çıkmadı. Kutsal saydığımız devletimiz milyonlarca eğitimsiz, niteliksiz sığınmacılara ülkemin yüz milyarlarca dolarlık imkânlarını, birikimlerini harcadı, öz vatandaşını, bizleri işsiz bıraktı, perişan etti. 

        Dinimizin birinci ayeti, ikinci ayeti, yüzlerce emri, temel ibadeti okumaktır. Bu yüzden en başta din ve iman olmak üzere her şeyi okuyup-aydınlanıp, aklımızı, zekâmızı, ilmimizi ileri düzeyde bilgimizi artırarak anlayabileceğimizi bizzat dinimiz emretmektedir. Bu gerçekleri bize öğretmeyip, “aman ha dininize dört elle sarılın, imam hatiplerde okuyun, cenazelerimizi kim yıkayacak” diyerek çocuklarını Amerika, İngiltere vb. batı ülkelerinde okutan, bizleri ilme değil, din adı altında hurafe ve bidatlere, cehalete yönlendirip kandıranlar zekâmızı çaldı.  

        Cuma, bayram, teravih namazlarına koşa koşa en önde gittik, orucumuzu bir çorbayla açtık. Yine de şükür, kanaat, besmele, bereket, yaşam ilkemiz oldu, bir de baktık hayatın en sonunda açlıkla, yoksullukla baş başa bırakıldık.

        Aldatıldık ey halkım, bizi ne Amerika ne Almanya aldattı bizi bizim insanız aldattı. Alman, Fransız kâfiri dedikleri on milyon vatandaşımıza aş verdi, ekmek verdi, refahını, yaşam standardını artırdı. Ama bizi bizim insanımız aldattı.

        Avlandık ey halkım, “Eleştirinin olmadığı yerde putçuluk başlar, sor, sorgula, aydınlan” demeyip “düşünme, itaat et, biat et, eleştirme kâfir olursun, dinden çıkıp mürtet olursun” diyen sahte dindarlar tarafından avlandık.

        Kandırıldık ey halkım, “mürekkebin akmadığı yerden kan akar demeyip, fazla okumak kafayı bozmaktır” diyen şarlatanlar, soytarılar tarafından kandırıldık.

        Yaşadığımız çevrede hiç kimse bize şu sözlerden bahsedip, “aman ha aldanmayın” demedi.

Farabi: “Kuran bir felsefedir (ilimdir), felsefe bilmeyen Kur’an’ı anlayamaz”

Marquis de Condorcet: “Filozofların aydınlatamadığı toplumları şarlatanlar aldatır”

Mao Zedung: “Birileri size sürekli dinden imandan bahsediyorsa ya malınıza ya canınıza kastı vardır.”

Ali Şeriati: “Bir yerde yangın varken biri seni ibadet etmeye çağırıyorsa bil ki bu bir hainin davetidir.”

Bu sözleri gençliğimizde duymadığımız için aydınlanamadık. Sırtımıza basıp yükselenler bizden, bizi kandıran bizden, bizi soyan bizden, bizi aldatan bizden ey halkım aç gözünü, kurt içerden, sırtlan hep arkadan dolanır. 1400 yıl önceden bizleri uyaran İslam Peygamberimizin yukarıdaki sözünü unutma. “Bizi, bizim dinimizden olduğunu söyleyip te bizim dinimizden olmayanlar kandırdı ey halkım, aç artık gözünü.“

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Ahmet Ozens  -  28-03-2022 - 11:17
Yazınızda yer alan, sığınmacılar hakkındaki ifadeye katılmak mümkün değildir. Çünkü, komşusu açken tok yatmak, zorda kalmışa yardımcı olmamak uygun değildir. Bu durumda olanlarla ilgilenmek zarar değil fayda sağlar. Aynı duruma yarın bizim düşmeyeceğimizi kimse garanti edemez.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Ahmet ULUSOY
Hidayet DOĞAN
Rabia Saylam TAŞDEMİR
Sami GÜLER
Dede BULUT
Şevket ÖZSOY
Erol Serkan KILIÇ
Yener KAZAN
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  29 Eylül 2022 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net