29 Eylül 2022 Perşembe
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Hayata saygı duruşu
Hayata saygı duruşu
Tek hedefleri 5 yıl daha koltukta kalmak
Tek hedefleri 5 yıl daha koltukta kalmak
Yahşihan’ın Elektrik Altyapısı Güçleniyor
Yahşihan’ın Elektrik Altyapısı Güçleniyor
Kızılay Spor Kulübünde Çocukların Forma Sevinci
Kızılay Spor Kulübünde Çocukların Forma Sevinci
  YAZARLARIMIZ
AYŞEEEN, EKMEK ALAYIM MI? MIY, MIY, MIY!
21 Şubat 2022 Pazartesi Bu yazı 11030 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Modern hayat diye adlandırılan içinde yaşadığımız zamazingo hayatta en son gelinen noktada insan ilişkileri:

         Bir Türk dünyaya bedeldir, Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur diye övünülen, kendine has kişiliği, kimliği, yapısı, mertliği, cesurluğu ile bilinen milletimizin önem verdiği değerler eridi. Uğruna ölünen vatan, millet, tarih, din sevgisi gibi kutsalların içi boşaldı. 

         Kısacık süreye inen askere gitmemek için,

         Yurt dışında okula kaydolanlar, çürük raporu alanlar,

         Ucuz halk ekmek kuyruğuna halkı mahkûm edenler,

         Benim memurum işini bilir diye ahlakı yozlaştıran zihniyetler, 

         Bu milletin parasıyla zengin olup namusuna küfreden iş adamları,

         Fukara anasının ineğini, danasını satanlar, kredi çekip bedelli ödeyenler,

         İşsizlikten, parasızlıktan evden dışarı çıkamayan, anasının-babasının eline bakan ev erkekleri,

         Bakara, makara diye dinimize en büyük kötülüğü yapan, buna rağmen en üst makama getirilenler,

         Kırk yıl “Ölürüm Türkiye” türküsünü ülkücülere söyleyip sonra oğlunu bedelli askerliğe gönderen türkücüler, 

         Alnının teriyle sınav kazanamayıp torpille, hileyle işe girip, kazandığı haram parayı ömür boyu ailesiyle yiyenler.

         Doğu illerine atanıp, görevine başlamadan tayinini çıkartmak için batı illerindeki memurlarla nikâh yapan, yasal kanunsuzluk yapan kamu görevlileri.  

         Her şey değişti. Dünkü anormal görülen değerler normalleşti, güzellikler çirkinleşti, aslan yatağına algın tilki dadandı, mertlik namertliğe dönüştü, bunca yanlışlıkları yapanlar Cuma namazlarına koşa koşa giden dindar, ülkücü, yurtsever, ulusalcı, milliyetçi tipe büründü. 

         Tatminsizlik ve mutsuzluk zirveye çıktı. Erkeğin ekonomik gücü azaldı, sınırsız tüketim isteği karşısında artan ev ihtiyaçlarını karşılayamaz oldu. Kadın-erkek rolleri değişti. Dünün evden çıkarılmayan kadını çalışma hayatına, toplumun içine girdi, sokağı tanıdı. Erkeğin, evdeki saygınlığı, itibarı, statüsü azaldı, egemen gücü bitti. Topluma saygısından sigarasını elinin içinde gizleyip içen eskinin bıçkın, Ustura Kemal görünümlü yurdum erkeğinin değişen zamazingo hayat şartlarında imajı kayboldu, parasızlıktan ezik, gözleri donuk, kulakları düşük hale gelip itibarsızlaştı.

         Kadın her yönden baskın hale geldi, bir adım öne geçti. Sosyal hayatın her alanında gücü arttı. Hanımefendi kişilikli, leydi görünümlü kadın akıl almaz şekilde değişip bambaşka bir yapıya dönüştü. Kadının sigara tutuşu bile erkeksi leşti. Eve sığmayan, kovboy gibi sokakta sigara içen, içerken avurtları içine doğru giren, burnundan sigara dumanı çıkaran, sigaranın kokusundan yanına yaklaşılmayan, ağzı öpülemeyecek milyonlarca kadın-kız türedi.

         “Heyt, su getir bana” tipi erkek bitti. Eskiden erkek bağırıyordu kadın korkuyordu şimdi kadın bağırıyor erkek korkuyor. Kadın esiyor, erkek rezil olmayayım diye pısıyor, siniyor ve sadece kadını mutlu etmek için yaşıyor. Gücünün, kuvvetinin olmadığı çağda yaşayan erkeğin içi boşaldı. Kızgınlıkları saman alevi olarak kaldı. Kadın yumuşak karakterden erkeksi sert yapıya, erkek sert yapıdan kadınsı yumuşak yapıya evrildi. Modern dünya herkesi bireyselleştirdi. Bir eve artık iki kişi sığmıyor. Kimse kimseye hesap vermek istemiyor, sorgulatmıyor.  Aile bitiyor, evlilikler azalıyor, herkes sokağa koşuyor, hayat uçuruma doğru gidiyor. Kimse kimsenin kahrını çekmiyor, evlenen kısa zamanda boşanıyor. Şefkat evleri, mor çatı evleri, kadın sığınma evleri boşanmış kadınlarla doldu. “Eşin yan bakarsa ..1’i ara, kafanı silkelerse ..2’yi ara, hıı diye parmağını sallarsa ..3’ü ara” gibi politikalarla sistem düzeni bozanı teşvik edip bu süreci hızlandırdı, yapıyı daha da bozdu. Sistem düzene uyana, uyumlu geçinene teşvik vermedi. Dul kadın, ölmüş babasının-eşinin maaşını ve kendi emekli maaşını alarak daha güçlü hale geldi. 

         Kız üniversite öğrencisi dahi devlet yurdunda kalmak istemiyor, ayrı bir eve çıkmak istiyor.

         Kadın kurnazlaştı; “Başım ağrıyor, dişim ağrıyor, temizlik yaptım belim kırıldı, hastayım, gözün doymadı mı, ben istediğim gün olur” gerekçelerle cinselliği koz olarak kullanıp sürekli güreş minderi dışına kaçıp erkeği egemenliği altına aldı. İzel’in “Bundan böyle her şey ayrı, yatak ayrı, döşek ayrı.” Şarkı sözleri bunun ispatı.

         Kadının gücü erkeğin şahsiyetini, kişiliğini yok edip zamazingo erkeği haline dönüştürdü. Libidosu düşmüş, cinselliğe, yemeğe, almaya, satmaya kendi başına karar veremez hale geldi. Emekli olup, parasızlıktan ezik, işlevsiz milyonlarca erkek eve mahkûm hale geldi. Bu defa tek başına evin hâkimi olarak yaşayan kadının hareket alanı daraldı, kadın rahatsız oldu. “Git kör olası çarşıyı dolaş, marketi dolaş! Senin gidecek yerin yok mu? Kız arkadaşlarım gelecek, üç-dört saat eve gelme günüm var, avratların içinde mi oturacaksın? Hele bir dediğimi yapma, ben sana yapacağımı bilirim? Gece kırk büklüm, sürüne sürüne, yalvara yalvara gelirsin, miyav miyav edip ayağıma kapanırsın, sabah gagası çıkan horoza dönersin haa!” aşağılanmalarına maruz kalan erkek hasta oldu, çabucak yıprandı. İçe çekildi, iç güveyi gibi oldu, kadına yaranmak için pısırıklaştı, mıy mıy laştı. “Ayşeen ekmek alayım mı? Mıy, mıy, mıy!  Aşkııım balık alayım mı? Mıy, mıy, mıy! Korkak kedi yavrusuna döndü, Mıy mıy mıy!

         Toplum büyük sorunlar içinde, acı bir şey. Çok kötü durumdayız. Yüz yirmi bini aşkın dini ibadethanemiz, binlerce tarikat, cemaat, kuruluşlar, yüzbinlerce sosyolog, psikiyatrist, psikolog, kadın kuruluşları, bilim insanı hiçbir sorunumuzu çözemedi. Neden çözemedi? Çünkü Sosyolog, Psikolog, köyü görmedi? Gecekonduda yaşamadı? Çile çekmedi, aç-susuz kalmadı? Uçsuz bucaksız tarlada 42 derece sıcakta çapa vurmadı, parasızlığın, açlığın, acının, zulmün, çilenin zerresini görmedi. Evliya çelebi gibi gezip halkın derdini yerinde görüp-inceleyip birebir yaşamadı. Okuduğu kitapla teoride kaldı, birebir pratikte yaşamadı. Teori pratiğe uymadı. Sürekli konuştu o da işe yaramadı, kadın cinayetleri gün geçtikçe arttı.

         Din adamı konuştu, Sosyolog konuştu, psikolog konuştu ancak hayatın gerçeklerine çare olamadı, kadının aşağılanmalarına, aile içi şiddet, ekonomik bunalıma maruz kalan erkek hasta olup yıprandı, sesi çıkmadı, yenildi. Yıllarca biriktirdiği, hazmedemediği duygularını “Aman felek zalim felek gel bu derdi ortak bölek” tarzında acı acı türküler dinleyip acısını içine gömdü. Ya da toplumsal baskılarla patlayıp, öfkesini dışa yansıtıp otuz yıl aynı yatakta yattığı eşine vahşice 66 bıçak saplayıp, gözyaşları içinde başında ağlaması gazetelere haber oldu. 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Haydar  -  24-02-2022 - 18:56
Aynen kayılıyorum sana çok doğru söylüyor sun
Rıza ŞAHİNER  -  22-02-2022 - 14:24
Yener kardeşim tebrik ederim. Çok güzel bir konuya temas etmişsin. Toplumun geldiği durumu çok da güzel yazıya dökmüşsün. Ellerine, emeğine, yüreğini sağlık. çok güzel bir yazı olmuş. Saygılarımla.
Erdal CANBOLAT  -  21-02-2022 - 13:00
Sayın Yener bey hemşerim; yine bu hafta yazınızda toplumun beklediği sorunlarla ilgili konularda yapacağını yaptın, erkek ve kadının toplumdaki yarasına ve günlük yaşantısına o kadar güzel değinmişsiniz ki , herkes kendi üzerine düşen payı görerek ailevi yaşantısında daha olumlu ve dikkatli bir şekilde sevgi ,saygı ve güven içerisinde yaşamaya çalışmalı, yapılan hataları asgariye indirerek doğru yolda yürümek ve yaşamak her insan oğlu için geçerli olması temennisiyle, sizi tebrik eder,yüreğinize ve kaleminize sağlık kardeşim...
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Ahmet ULUSOY
Hidayet DOĞAN
Rabia Saylam TAŞDEMİR
Sami GÜLER
Dede BULUT
Şevket ÖZSOY
Erol Serkan KILIÇ
Yener KAZAN
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  29 Eylül 2022 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net