29 Eylül 2022 Perşembe
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Hayata saygı duruşu
Hayata saygı duruşu
Tek hedefleri 5 yıl daha koltukta kalmak
Tek hedefleri 5 yıl daha koltukta kalmak
Yahşihan’ın Elektrik Altyapısı Güçleniyor
Yahşihan’ın Elektrik Altyapısı Güçleniyor
Kızılay Spor Kulübünde Çocukların Forma Sevinci
Kızılay Spor Kulübünde Çocukların Forma Sevinci
  YAZARLARIMIZ
ECDADIMIZIN HAYVAN SEVGİSİ
04 Şubat 2022 Cuma Bu yazı 7255 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

İslamiyete geçişten önce de tek tanrıya ve öldükten sonra yaşamın devam ettiğine inanan Türkler, ölümden sonra gökyüzünde atlarıyla birlikte koşacaklarına inanırlardı.

 

Sadece atlar değil, aynı şekilde diğer hayvanlara da hürmet gösterilirdi. Kartal, geyik ve kurt gibi hayvanlar Türk boylarının simgesi olarak kullanılıyordu.

 

Türklerin  islamiyet öncesi dönemdeki yaşayışına baktığımızda av hayvanları bilinçli şekilde avlanılır, doğanın dengesini bozmamak için azami özen gösterilirdi.

 

İslam dinimizde tüm canlılara doğal olarak hayvanlara karşı şefkatle muamele edilmesi emredilmiş, hayvanlara zulüm yapılması yasaklanmıştır.

 

Türk halkı İslamiyetle birlikte içerisinde var olan hayvan sevgisini Allah aşkıyla, peygamber sevgisi ile derinleştirdi, geliştirdi, kurumsallaştırdı.

 

Osmanlıda insanların önemli bir kısmı vasiyetlerine sokak hayvanlarını da ekler, çocuklarına hayvanlar için para ayırmalarını tembih ederlermiş. Sokak hayvanlarının beslenmesi için maaşlı çalışanlar görevlendirilir, şehrin insanları bir araya gelip sokaktaki köpek ve kediler için kebap günleri düzenlerlermiş. ( Hadi ordan, ne kebabı diye gülmeyin )

 

Kedilere, köpeklere, kuşlara ve diğer hayvanlara bakmak ve beslemek, cümle Osmanlı insanı için büyük bir haz ve hayır kaynağıymış. Bilhassa soğuk kış mevsimlerinde buna ayrı bir önem verilirmiş. Kışın çetin ve sert geçtiği aylarda sadece yerleşim yerlerindeki sahipsiz hayvanlar değil, yerleşim yerleri dışındaki yabani hayvanlar da düşünülür, onların ihtiyaçları da giderilmeye çalışılırmış.

 

Osmanlı imparatorluğu hakimiyetinde olan şehirlerde kurduğu vakıflar ile  ;

1321 yılında sokağa atılan kedi - köpek yavrularını besleyip sahiplendirirken,

1354 yılında hayvanlar için dağ başlarına su yalakları ve beslenme noktaları hazırlarken,

1420 yılında hastalanan, uçamayıp sürüden kopan göçmen kuşları tedavi ettirip, beslerken,

1444 yılında yolcuların hayvanlarını doyurup sularken,

1450 li yıllarda kuşların, sokak hayvanlarının karnını doyurup, uyuyacakları yerler hazırlarken,

1521 yılında İstanbul kadısı şehirdeki sahipsiz ata 62 akçe aylık bağlarken,

1542 yılında üzerinde odun yüklü atı kapıda bekletip lokantada yemek yiyen adamın sırtına odunları yükleyip, taşıtıp sonrada hapis cezası verirken,

1587’de  ferman ile hamalların at, katır ve beygirlere tahammüllerinin üzerinde yük taşıtmalarını yasaklayıp,Hayvanların bakım ve beslenmesine ilişkin fermandaki ikaz ve hükümlere uymayanların cezalandırılacağını bildirirken,

1800 lü yıllarda dünyanın ilk leylek hastanesi olan Gurebâhâne-i Laklakanı Bursa da açarken,

Camilerin konakların yüksek noktalarına kuş evleri yapılırken,

Osmanlıya gelen batılılar insan ve hayvan hakları konusunda bizi takdirle methedip, Türk düşmanı Guer  anılarında, hayret içerisinde “Müslüman Türk’ün şefkati hayvanlara bile şâmildir. Bu hususta vakıflar ve ücretli şahıslar vardır.’’  Fransız Şair Lamartine “Türkler kuşlara, köpeklere, velhâsıl Allah’ın yarattığı her şeye hürmet ederler; bizim memleketlerde başıboş bırakılan veya eziyet edilen bu zavallı hayvan cinslerinin hepsine şefkat ve merhametlerini teşmil ederler.” diye bizi överlermiş.

 

Bugün geldiğimiz noktada ise 2022 yılında bir şehirde sokakta yaşayan 5-10 köpeği ve kediyi koruyamıyor, doyuramıyor, üzerine içimizdeki hasta ruhlular eli ile işkence ediyoruz. Üstelik o hasta ruhluları kınamayarak, cazalandırmayarak teşvik ediyor, cesaretlendiriyoruz.

 

Hayvan olarak yaratılmasını yeter sebep olarak görüyor, onları zehirliyor tarifsiz acılarla ölmelerine sebep oluyoruz, barınaklara kapatıp ilgilenmiyoruz, aç susuz bırakıp eziyet ediyoruz, havlayan bir köpeğin aç olacağını aklımıza getirmeden bir parça sevgi göstermeden taşlıyor, kovalıyoruz.

 

Mübarek üç aylara girdik, kış aylarındayız, sokaklarda yaşayan canlara acıyalım, bir araya gelip onlar için kebap partisi yapamasak ta bir parça ekmek bir yudum su ile de olsa ihtiyaçlarını karşılayalım.Bunları yapmasak bile eziyet etmeyelim, edenlere göz yummayalım.

 

Kim bilebilir ki belki Yeniçerinin pazusundaki güç beslediği bir kedinin veya köpeğin sevgisindendi, Kadının adaleti bahçesinde su verdiği bir gözü kör  serçedendi, Padişahın azameti üzerine basmaktan ödü koptuğu topal karıncadandı, kim bilebilir belki bizim kurtuluşumuz onlara yapacağımız küçük bir iyilikte saklıdır.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Sevgi Uyar  -  10-02-2022 - 08:17
Hayvanlar da Allahın sessiz kulları. Bizden istedikleri o kadar azki. Bir parça ekmek yatacak bir yer azıcıkta sevgi ve merhamet.
Turan zeki  -  04-02-2022 - 20:39
Muhteşem !
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Ahmet ULUSOY
Hidayet DOĞAN
Rabia Saylam TAŞDEMİR
Sami GÜLER
Dede BULUT
Şevket ÖZSOY
Erol Serkan KILIÇ
Yener KAZAN
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  29 Eylül 2022 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net