29 Eylül 2022 Perşembe
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Hayata saygı duruşu
Hayata saygı duruşu
Tek hedefleri 5 yıl daha koltukta kalmak
Tek hedefleri 5 yıl daha koltukta kalmak
Yahşihan’ın Elektrik Altyapısı Güçleniyor
Yahşihan’ın Elektrik Altyapısı Güçleniyor
Kızılay Spor Kulübünde Çocukların Forma Sevinci
Kızılay Spor Kulübünde Çocukların Forma Sevinci
  YAZARLARIMIZ
ÇAĞDAŞ BUKALEMUN
27 Aralık 2021 Pazartesi Bu yazı 11256 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Bukalemun, küçük sürüngen, duyguları ile yaşayan, bulunduğu her toprağın rengini alıp, mevcut şartlara uyum sağlayan akılsız bir hayvan. Olağanüstü güzellikteki göz rengiyle ilginç bir hayvan olan Puhu kuşu ise bulduğu her yiyeceği önce bilgece inceler, ölçer “ulan ben bunu yiyebilirim ancak çıkarabilir miyim” diyerek tedbirli yaşarmış.

“Yarın belirsizdir”,

“En az masrafla en büyük faydayı sağlayan mal ve hizmet en ekonomik, en değerli maldır.”,

“Ekonomi, ekonomik olmayan mal ve hizmeti sistemin dışına atar. ”Gibi ekonominin temel kuralları vardır.

      “Tedbirini al takdirini bana bırak.” Mealinde Yüce Allah’ın emri bilinmektedir.

“Her sabah taze bir başlangıçtır, her sabah dünya yeniden kurulur” Tercüman gazetesi sloganı ile

“Hayatı kolaylaştırmanın yolu ”Akbank’ın mucize sloganları herkesin ders alacağı iki önemli slogandır.

      Batılıların; “Türkler at üstünde gezer, kımız içer, kıl çadırda yaşar, pis bıyıklıdır, plan program nedir bilmez, karambole yaşar, kadercidir, yakınıcıdır” sözü ve Alman bilim adamı Hegel’in: “Kaba-saba Türkler buluntu bir akla sahiptir, düşünemezler, kendi akılları olmadığı için başkalarının aklına muhtaçtır” sözü ve yine Fransız Şair Théo’nun: “Türk’ün eşeği bile bir başka, gözleri donuk, kulakları düşük, belli ki efendisinin emri altında ölmeye dünden razı” sözleri hayretle okuduğum, kızdığım, sizleri de üzebilecek sözler olsa bile mutlaka ders çıkarmamız gereken sözlerdir.

      Ülkemiz insanı ayetlerden, olumlu-olumsuz sözlerden, sloganlardan ders almamış, akla ve sezgi gücüne önem vermemiştir. Bu yüzden çoğu insanımız, ileriyi görememe, sezgi seviyesi düşüktür. Vatandaşımızın çoğuna kitap-gazete-dergi okumak, kendini inşa etmek, geliştirmek, aklını artırmak işkence gibi geldi. Aklını artırmak için binlerce kitap okumak zordu. Bu haliyle “Osmanlıya tek kitap yeter” sözüyle Batı’nın alay konusu oldu. Okumadı, ders almadı ama mürit olmak, zahmete girmeden biat etmek yolu daha kolayına geldi. Dergâhtaçay, leblebide vardı ama aklının gelişmediğinin farkında değildi. Çünkü hiçbir soru soramazdı, sadece biat edecekti.

      Aklını artıramayıp, sezgi gücünü geliştiremeyenler, emek harcamadan bir yerlere gelme kurnazlığında olanlar, doğruya değil de yanlışa sahip çıkanlar, kimsenin aklına ihtiyacı olmayacak tarzda aklının çok olduğuna inananlar her zaman uyanıklar ve şarlatanlar tarafından kandırılmıştır. Bu kişilerin sezgi gücü gelişmediğinden hayata, olaylara, konulara, kavramlara dar çerçeveden bakmışlar, uzun farları yakmadan körü körüne kısa farlarla gitmişler, ileriyi görememişler, göstermek isteyenlere şüpheyle bakmışlar her zaman aldanmışlardır. Örnek ki: Al sana hakikat!

      Yıllardır çiftçilerimiz traktör yenileme yarışına girdi. 100 dönüm tarlası olan dahi gitti dağ gibi, 7-8 ton kütleli, ekzostu soba borusu kalınlığında, ön tekerleri adam boyunda, yerinden kalkarken yarım litre mazot yakan yüksek fiyatlı traktör aldı. Ekonomik krizi, kuraklığı hesaplayamadı, borcunu ödeyemedi “nerde devlet” diye feryada başladı. Ölümsüz Mitsubishi* motorlu, fiyatı çok uygun, lüks seğmentte, aynı işi %50 daha az yakıtla yapan, teknoloji harikası LS Traktörden haberi yoktu. Gelecekte hangi traktör sistemde kalır hesabını yapamadı, aklıyla perişan oldu.

      Öte yandan toplumun en alt gelir seviyesindeki simitçi, pideci, berber, odacı, köylü, asgari ücretli bile dev kütleli eski tip, demode olmuş 2000 cc motor hacmi üzerindeki otomobillere saldırdı. Bu kişiler de sadece yakın mesafeyi gördü, ilerde olacakları kestiremedi. Çünkü ekonominin “yarın belirsizdir” ve “Ekonomi,  ekonomik olmayan mal ve hizmeti sistemin dışına atar” ekonomi kurallarını hiç bilmiyordu. Kyoto kararlarının, Paris iklim anlaşmasının, Mazda Gram stratejisinin ne anlama geldiğini anlayamadı. Çünkü okumamış, araştırmamıştı. Latinlerin “Bilgi güçtür” meşhur sözünü belki de hiç duymamışlardı. Akaryakıtın aşırı pahalanacağı kestirememişlerdi. Bu kişiler Batı’lıların dediği gibi karambole yaşadı. Benzin, Mazot 12 TL’yi geçince feryatlar başladı. Şu an dünya otomotiv sektörü yepyeni bir yapıya girdi. Sedan ve jeep araçlar üretimden kalkıyor; yeni araçların;

      1. Tamamına yakını SUV (SportUtilityVehicle- Çok amaçlı spor araç) tarzında üretiliyor. Arkada yük taşınabiliyor.

      2. Az yakması için kompozit (alüminyumdan hafif, çelikten 3-18 kat daha güçlü)malzeme kullanılıyor.

      3. Çoğu 3 silindirli, 84-130 Ps gücünde, pratik, tasarruflu, kütlesine göre güçlü, mevcut araçlardan 16 cm. geniş,

      4. En son teknoloji ile üretilen, park sorunu olmayan, 400 desimetre küp hacminde bagajı olan, 20 cm daha yüksek,

      5. Chip sayısı az, uzun ömürlü, az arıza yapan atmosferik motorlu, bir numara dizaynlı Pininfarina ürünü benzeri,

      6. Genelde 6000 ile 10.000 dolar arasında fiyatı olan araçlar üretilip piyasaya sürülmüş, büyük talep görmüştür. 

      Bu gelişmelere rağmen bazı insanlar bilinçsizce yüksek fiyatlı elektrikli otomobile saldırıyor. Bana göre yine hataya düşüyor. Elektrikli otomobil henüz oturmamış, yeterince denenmemiş bir sistem. Şöyleki:

      İlk satın almada, daha hiç kullanmadan emsallerine göre yüksek ücret ödüyorsunuz. Tabanında 600-700 kg. batarya var. Batarya 100.000 km/5 yıl ömürlü. Bu süreler bittiğinde değişmesi gerekiyor. Batarya fiyatı 3000 dolar.Sökme, yeniden montaj ücreti dâhil değil. Gelişi güzel çöpe atamıyorsun, zehirli çinko elementli batarya doğayı aşırı kirlettiğinden yasal izin alınıp su kaynaklarını kirletmeyen bir ortamda betona gömülmesi gerekiyor. Bunun da ayrı maliyeti var. Menzil sorunu var, en gelişmişi 400 km. mesafe kat etmiyor, kışın bu oran daha aşağıya düşüyor. Şarj sorunu var. Atmosferik motorlu araçlarda ortalama 1000 chip, sıkıştırılmış motorlu araçlarda 1500 chip, elektrikli araçlarda 3000chip var. Ufak bir arızada chip’lerin yenisinin bulunup bulunamayacağı, çalışıp çalışmayacağı meçhul. Bir başka olumsuz yanı ağır kütleyi batarya gücü çekemediğinden araçların aks aralığı yani iç hacmi dar.

      Soru: O zaman her şey bu durumdayken ne yapmalı?

      Cevap: Bukalemunve Puhu kuşu hayvanlarının yaşamından örnek alıp, mevcut dünyanın gidişatını, ekonomik yapısını, enerji kaynaklarının durumunu, vb. kriterleri göz ününde bulundurup aklın gücüne inanıp, kendimizi yenileyip, yapımızı, sisteme, yeni düzene, gidişata uydurup uyum sağlamalıyız. Devir çağdaş bukalemun devri.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Ahmet ULUSOY
Hidayet DOĞAN
Rabia Saylam TAŞDEMİR
Sami GÜLER
Dede BULUT
Şevket ÖZSOY
Erol Serkan KILIÇ
Yener KAZAN
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  29 Eylül 2022 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net