26 Eylül 2021 Pazar
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
MKE'ye İş Başvuruları Başladı
MKE'ye İş Başvuruları Başladı
KÜ Yeni Eğitim-Öğretim Yılına Hazır
KÜ Yeni Eğitim-Öğretim Yılına Hazır
Belediyeden üniversite öğrencilerine barınma imkânı
Belediyeden üniversite öğrencilerine barınma imkânı
Aybimaş'tan 27. Şube
Aybimaş'tan 27. Şube
  YAZARLARIMIZ
TAİF (2. BÖLÜM)
02 Ağustos 2021 Pazartesi Bu yazı 1164 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Hicaz’ın üç önemli şehrinden biri olup Mekke’nin 88 km. doğusunda, Serât silsilesinden Gazvân dağının güney eteklerindeki dalgalı bir plato içine derin bir şekilde gömülmüş olan Vec vadisinde denizden yaklaşık 1700 m. yükseklikte kurulmuştur. Adını Amâlik’ın oğullarından Vec b. Abdülhay’dan alan Vec, Tâif vadisi ve Tâif şehrinin bulunduğu alanın tamamı için de kullanılır. Tâif, Hicaz’ın kış aylarında iklimi en soğuk yerleşim birimidir. Yazın mutedil havası sebebiyle günümüzde olduğu gibi Mekke eşrafının tarih boyunca sayfiye şehri özelliği kazanmıştır. Zengin su kaynaklarına, verimli topraklara sahip olan ve bazı coğrafyacılar tarafından Necid bölgesinden sayılan şehir aynı zamanda Arabistan’ın doğu, batı ve güneyden gelen yollarının kesişme noktasında yer almakta ve Haremeyn’e açılan doğu kapısı vasfını taşımaktadır.

 

TAIF MESCIDI ADDAS

Mekkede bize rehberlik eden abime hadi hep birlikte Taife gidelim, tam üzüm mevsimi, nar mevsimi, ıncir mevsimi, hurma mevsimi, sebze mevsimi dedik" Dedi ki, " Ben Taife gitmem onlar, onlara sığınmış Resulullahi taşladılar. Zeyd bin Harise ve Peygamber Efendimizin s.a.v kanını döktüler. Hatta, azılı müşrik Utbe bin Rebia'nin( Bedir'de bire bir muharebede Hz. Hamza"nin cehenneme gönderdiği müşrik)  üzüm, incir ve nar bahçesine sığınan Resulullahın haline müşrik olduğu, en azılı düşmanı ( Hz. Ebu Bekir'in burnunu kırıpdümdüz  eden,)  olduğu halde Utbe ve KardesiŞeyme bin Rebia acıdı, koca üzüm bağından bir salkım üzümü köleleri Addas ile gönderdi. Nar göndermediler.. "

 

IşteTaifte Peygamber Efendimiz s.a.v, 2,5 km, taşlandiktan sonra sığındığı  ve dua ettiği, üzüm yediği, Iki rekat namaz kıldığı, köle Addas'inmüslüman olduğu yer. Şimdi bu yerde Mescidi Addas bulunmaktadır. Ziyarete açıktır. Burada bir vakit imamlık yapma nasip oldu Elhamdulillah..

Taif Kuu mescidi

Resûl-i Ekrem (a.s.m.)taifhalkindan taşlanmaya maruz kalip  sığındığı hazreti addasın  bağında   biraz dinlenip sükûn bulduktan sonra, yarasını temizleyip abdest almış, ardından kuu mescidin olduğu kayalık bir yerde  da iki rekat namaz kılmıştır.bir kayalığın  dibinde kolunu bir kayaninustune yaslaması sonucu efendimizin kolunun izinin taşa  cikmasindadirkikuu mescidi adını  almıştır  , Namazın sonunda Rabbine sunduğu münacat ise, Rububiyet-ubudiyet ilişkisinin tarifsiz bir örneğidir. Meali dahi insanı huşû ve huzûa getiren bu münâcatta, Nebiyy–i Zîşan (SAV), bir ‘abd-i aciz’ olarak Kadîr-i Rahîm’e şöyle seslenmiştir:

 

“Yâ Allah! Gücümün zayıflığını, tedbirimin azlığını, halk nazarında hakîr görülüşümü sana arz ve şikâyet ediyorum.

 

YâErhamu’r–Râhimîn! Sensin zayıf düşenlerin Rabbi! Sensin benim Rabbim!

 

Sen beni kime bırakıyorsun? Senden uzak olan ve beni gördükçe suratını asan kimselere mi? İşimi eline verdiğim düşmana mı?

 

Eğer Senden bana karşı bir azap yoksa, hiç gam çekmem.

 

Senin af ve mağfiretin, benim için, gazabından daha geniştir.

 

Senin üzerime gazabindirmenden, yahut gazabının üzerimde yerleşmesinden, Senin karanlıkları aydınlatan, dünya ve âhiret işlerini düzene koyan Vechinin Nuruna sığınırım!

 

PEYGAMBER EFENDİMİZİN GÖĞSÜNÜN YARILDIĞI YER.

SÜT ANNESİYLE KALDIĞI YER..

Peygamber Efendimiz s.a.v  süt annesinin yanında bulunduğu sırada çocuklarla birlikte iken, Cebrâilaleyhisselâm gelip, onu arkası üstü yatırdı. Göğsünü açıp kalbini yardı. Kalbinden bir parça et çıkarıp attı. "Senin vücûdundaşeytânınnasîbi bu idi. Çıkarıp attık. Ey Allahüteâlânınhabîbi (sevgilisi), seni vesveseden ve şeytânınhîlesindenemîn ettik" dedi. Sonra bir leğen içerisinde zemzem suyu ile kalbini yıkadı ve göğsünü kapatıp ayağa kaldırdı. Bu hâli gören çocuklar koşup durumu HalîmeHâtun'a haber verdiler. Yanına geldiklerinde ayağa kalkmış ve benzi sararmış vaziyette idi. Eshâb-ı kirâmdan Enes bin Mâlik (r.anh) "Ben Resûlullah'ın göğsünde bu yarılmanın izini gördüm" demiştir.

Şakk-ı Sadr hadisesinin gerçekleştiği ve Halime Validemizin yurdunda dört sene kaldığını, Süt annesinin yurduna bolluk ve bereket getirdiği, köylülerin "Halime’nin koyunlarının yayıldığı yere sizde gidin diye çobanlarına kızdıklarını( halbuki bilmiyorlardı, ahir zaman Nebisi köylerinde misafir, iki cihanın güneşi bolluk ve bereketin sebebi idi)",

Halen bu mekanın Taife yakın Halime yiSadiye köyünde olduğunu buram buram Habibi Kibriyanın özünü, sözünü, tozunu nefesini ve koştuğu dağı, oturduğu taşını ve yürüdüğü yere gök kubbenin şahitlik ettiğini biliyormusunuz?b

Bu hadisenin gerçekleştiği yer..

Süt Annesi Halime Validemizin evinin  olduğu yer.

Yürüyüp koştuğu yer..

ILK HICRET 0 YAŞINDA TAİFE

Bazen hayatta geç kalmak öyle hayırlı işlere vesile oluyor ki...

Halime BintiSadiye Mekke’ye 185 km. Uzaklıktan 10 kadınla birlikte yeni doğan çocuklardan almak için gelmiş, 9 kadın erken gelmeleri sebebiyle zengin çocukları büyütmek için almış, bineklerinin zayıf ve güçsüz olması sebebiyle Mekkeye geç gelen Halime’ye ise Abdullah’ın yetimi Amine’nin evladı Abdulmuttalibin torunu küçük Muhammed kalmıştı..

O geçikme Kainatın Sultanına kavuşturdu Onu..

Hz. Muhammedi ( sav) beş yaşına kadar bagrında büyütmesine yol açtı

Ne güzel bir geçikme olduğunu dönüş yolunda anlayacaktı..

Bazen geç kaldığımızı sandığımız Allahın ikramları olur hayatımızda...

Hediye olarak Sır olur gelir...

 

TAİF ABDULLAH BİN ABBAS CAMİ

İbn Abbas diye de meşhur olan Abdullah, hicretten üç yıl kadar önce, MüslümanlarKureyş’in ablukası altındayken Mekke’de doğdu. Annesi, Hz. Hatice’den hemen sonra Müslüman olan Ümmü’l-FazlLübâbe’dir. Doğduğu zaman babası tarafından Hz. Peygamber’e götürüldü ve duasına mazhar oldu. Hicretten muaf tutulanlardan (müstaz‘af) olan annesiyle Mekke’de kaldı. Bir süre sonra onunla birlikte Medine’ye göçtüğü şeklindeki rivayet yanında, babası Abbas’la birlikte fetih yılı (630) hicret ettiğine dair de rivayetler vardır. Hz. Peygamber’in fiil ve hareketlerini öğrenmek arzusuyla onun yanında kalmaya çalışır, Peygamber’in zevcelerinden olan Meymûne teyzesi olduğu için bazı geceler Peygamber evinde konuk edilirdi. Peygamber’e karşı olan sevgisi, bağlılığı ve samimi hizmetleri sebebiyle onun takdirini kazanmış ve “Allahım, ona Kitab’ı öğret ve dinde mütehassıs kıl!” tarzındaki duasına nâil olmuştur.

Hz. Hüseyin’i Kûfe’ye davet ettiği zaman, Abdullah Kûfeliler’e güvenilemeyeceğini, davetlerine icâbet etmemesi gerektiğini ona söylemiş ve mutlaka bir yere gidecekse bu yerin Yemen olabileceğini, aksi halde bazı tatsız olaylarla karşılaşabileceğini kendisine hatırlatmışsa da sözünü dinletememiştir. Kerbelâ faciasını haber alınca çok üzülmüş ve rivayete göre gözlerini kaybedecek derecede ağlamıştır. Abdullah b. Zübeyr’in halifeliğini ilân ederek Harem-i şerif’i kendisine karargâh edinmesi üzerine, hilâfete Emevîler’den daha lâyık olmasına rağmen Harem-i şerif’i karargâh yapmasına karşı çıkmış ve ona biat etmeyerek Tâif’e çekilmiştir. Hayatı boyunca müslümanların birlik ve beraberliğini savunan, bunun gerçekleşmesi için zaman zaman yetkilileri uyaran, gerektiğinde eleştiren ve kendisine yapılan halifelik tekliflerine iltifat etmeyen Abdullah b. Abbas, yetmiş yaşlarında iken Tâif’te vefat etmiş, cenaze namazını Hz. Ali’nin oğlu Muhammed b. Hanefiyye kıldırmıştır.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kamil Öcal
Şevket ÖZSOY
Hakan Öztürk
Yener Kazan
MESUT ARLIER
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  24 Eylül 2021 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net