08 Temmuz 2020 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Kırıkkale'de 2 Evde Karantina Kaldırıldı
Kırıkkale'de 2 Evde Karantina Kaldırıldı
Bilecik SMMMO başkanlarını ağırladı
Bilecik SMMMO başkanlarını ağırladı
Mesleki Yeterlilik Sınavları Yeniden Başlıyor
Mesleki Yeterlilik Sınavları Yeniden Başlıyor
Gübreye Saplanan Tosunu Yahşihan İtfaiyesi Kurtardı
Gübreye Saplanan Tosunu Yahşihan İtfaiyesi Kurtardı
  YAZARLARIMIZ
FATİH VE FETİH OLAYI BEKLENEN MÜJDE
01 Haziran 2020 Pazartesi Bu yazı 5200 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Günümüzden tam 588 yıl öncesi… Sultan ll.Murat, sabah namazını edâ etmiş, seccadesinin üzerinde Kur’an tilaveti esnasında… Kapı aralanır ve beklenen müjde verilir Sultan’a… İstanbul fatihinin doğum müjdesi… Yıl, 30 Mart 1432 Pazar sabahı… Yer ise, Osmanlı’nın o zamanki Başkenti Edirne Sarayı… Hûma Hatun, nur topu gibi bir erkek evladı bağışlar Sultan ll.Murad’a… Yeni doğan şehzadeye yazılışı Muhammed’le aynı olan “Mehmed” adı verilir.

            ll.Mehmet’in çocukluğu sıkı bir eğitim içerisinde geçer. Zamanının en değerli hocaları ll.Mehmet’i, “Fatih” yapmak için adeta seferber olurlar. İlk hocası Molla Gürânî olup, Fatih’in üzerinde müthiş bir otoriteye sahiptir. Daha sonraları, Molla Hüsrev ve Molla İbn-i Temcid, Fatih’in hocaları arasına girmişlerdir ki bu şahıslar, devrin en seçkin âlimleridirler. O’nu “Fatih” yapan, Fatih’in manevî terbiyesinde büyük payı olan Akşemseddin, Manisa Beyliği esnasında ll.Mehmet’e hocalık etmiştir. Fatih’in İstanbul’u fethetmesinde Akşemseddin’in büyük rolü olduğu, adeta Akşemseddin’in İstanbul’un manevî fatihi unvanını aldığı, haklı olarak bütün tarihî kayıtlarda göze çarpar.

            Fatih, şehzadeliği esnasında da liyakatli hocalardan dersler alarak, bilgisini genişletmiş; fen bilimleri, sosyal bilimler, astronomi, matematik okumuş, Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve Sırpçayı ana dili gibi öğrenmiştir…

            İşte, yüzlerce yıllık köhne Bizans İmparatorluğu’nu tarihe katacak olan ve haçlı Avrupa’sının şaşkın bakışları arasında, bir çağ kapayıp, yeni bir çağ açan bu yüce sultan, fethe böyle hazırlanmıştı…

            ÇOCUK YAŞTA BİR PADİŞAH !..

            Sultan ll.Murat, Osmanlının can ve mal güvenliğini sağlayıp, sınırlarını emniyet içine aldıktan sonra, Macaristan ve Lehistan ile 12 Temmuz 1444’te Edirne’de Segedin Antlaşması’nı imzaladı. Macaristan-Lehistan kralı Ladislas, İncil’e el basarak, anlaşmaya bağlı kalacağına dair yemin etti. ll.Murat ise Kur’an üzerine ant içti. Anlaşma, 10 yıl süreyle yürürlükte kalacaktı… Bu arada ll.Murat, tahtı da 12,5 yaşındaki oğlu ll.Mehmet’e bırakarak, Manisa sarayına çekildi. Osmanlı Devleti’nin başına çocuk denecek yaşta bir Padişah’ın geçmesi, Avrupa’daki Haçlı zihniyetini yeniden harekete geçirdi…

            “EĞER, PADİŞAH BİZ İSEK…”

            Avrupa’da kısa bir zaman içerisinde, Osmanlı üzerine yeni bir Haçlı Seferi hazırlığı başladı. Osmanlı Devleti, bundan hemen haberdar oldu. Edirne’de toplanan Saltanat Şûrası, tek çarenin Sultan Murat’ı davet olduğuna oy birliği ile karar verdi…

            Karar gereği ll.Mehmet, gururuna ağır gelmekle beraber, babasını davete mecbur oldu. Sultan Murat, ilk daveti reddetti. Savaşlardan yorulmuş, Manisa’da dinlenmeye çekilmişti. 17 yaşından beri bir an başını alamadığı devlet işlerinin verdiği ruhî yorgunluk O’nu perişan etmişti. Oğlunun ikinci bir defa; “Eğer, padişah biz isek size emrediyoruz, gelip ordumuzun başına geçin, yok siz iseniz, gelip devletinizi müdafaa edin…” şeklindeki mektubu üzerine, Manisa’dan Edirne’ye hareket etti. Devletin başına geçerek, Haçlılarla yapılan Varna Savaşı’nı zafer olarak Osmanlı tarihine armağan eyledi…

 

            “BENİ SEVEN ARKAMDAN GELSİN !..”

            ll.Mehmet, babası ll.Murat’ın 1451 yılında vefatı üzerine, ikinci defa Osmanlı tahtına geçtiği zaman, daha henüz 19 yaşında idi. Babasının ölüm haberi Manisa’da iken kendisine ulaştırıldı. ll.Mehmet, atına binerek, “Beni seven arkamdan gelsin” deyip, iki günde Gelibolu’ya ulaştı. Edirne’ye geldiğinde, şehrin dışında vezirler, beylerbeyleri, sancakbeyleri, ulema ve ordu tarafından oldukça coşkulu bir şekilde karşılandı. Daha evvel padişah olduğu için, sıkıntı çekmeden tahta oturdu. Babasının cenaze merasimi ve vasiyetinin yerine getirilmesi işleri ile meşgul olduktan sonra,  derhal devlet işlerini ele aldı.

            İlk iş olarak, sürekli tehdit unsuru olan Karaman üzerine sefere çıktı. Karamanlı yeniden itaat altına alındı. Daha sonraları ll.Mehmet’in çocukluğundan beri kafasını meşgul eden, rüyalarına giren, İstanbul’un fethi için hazırlıklara başladı. İstanbul’u düşürmek için, İstanbul Boğazı’na hâkim olmak lâzımdı. Bunun için boğazı kesecek bir kale inşa ettirmek icap ediyordu. Bu düşünce ile İstanbul’un fethine hazırlık olmak üzere Rumelihisarı (Boğazkesen)’in inşasına başlandı…

            KUCAĞINDA TAŞ TAŞIYAN PADİŞAH !..

            21 Mart 1452’de inşaat başladı. Hisarın plânları, ll.Mehmet’in projeleri esas alınarak, Mimar Müslihiddin Ağa tarafından çizilmişti. Hisar’ın yapımında 5.000 usta, 10.000 işçi çalışmış; ll.Mehmet ile vezirler, işçilerle beraber Hisar’ın yapımında taş taşımışlar, bizzat yardım etmişlerdir. İnşaat, 4 ay gibi kısa bir zaman içerisinde tamamlandı… Kale’nin 3 kulesi vardı. 31.250 metrekarelik bir yer kaplıyordu. Rumelihisarı’nın iç ve dış cephe sur ve kulelerinin uzunluğu 2.000 m’yi buluyordu. Hisar’a bir cami ile 2’de çeşme yaptırılmıştı.

            BİZLER İÇİN ÇOK İLGİNÇ !..

            Geçmişte üç kıtada at oynatan, nizam-ı âlem ülküsünü gerçekleştirmek için, gecesini gündüzüne katan bu insanlar, elbette alelâde insanlar değillerdi… Her şeyde en önde ve tek idiler! Bizler için çok enteresandır… ll.Sultan Mehmet’in plânlarını bizzat kendisinin çizdiği Rumeli Hisarı’nın neresinden bakarsanız bakınız, Arapça “Muhammed” yazdığını görürsünüz. Hisar’ın başlama ve bitiş tarihleri arasında tam 132 gün geçmiştir ki, bu sayı “Muhammed” kelimesinin ebcet hesabıyla bulunan değerine eşittir.

            1452-1453 kışı Edirne’de muazzam savaş hazırlıkları ile geçti. O âna kadar dünyada bir eşi benzeri görülmemiş büyüklükte toplar dökülüyordu. Yapılan yeni topların dökümünde Macar topçu ustası Urban’dan da faydalanıldı. Mimar Müslihiddin Ağa ile Saruca Sekban’da top dökümü işini üzerlerine aldılar.

            İŞTE PADİŞAH, ,İŞTE TEKNOLOJİ !..

            Dökülen 36 topun yanında, “Şahi” adlı büyük topun gülleleri granitten olup, yaklaşık 2.000 Kg ağırlığında idi. Şahi top; ancak iki saatte bir doldurulabiliyordu. Bu topların plânını, balistik hesabını yapan bizzat Fatih’tir. Yine bu toplardan başka ilk defa kuşatmada kullanılan yivli havan toplarının plânını, hesabı ve projesi de bizzat Fatih tarafından yapılmıştır. V-1’lerin atası olan uçan alev füzeleri de yine dünyada ilk defa Türkler tarafından Bizans’ın fethinde kullanılmıştır. Batı dünyası bunun sırrına ancak, 20.yüz yılda vakıf olabilmiştir.

            OSMANLININ GÜCÜ VE BÜYÜKLÜĞ܅

            Yine başka bir dikkate değer olayda, Osmanlı savaş gemilerinin “Grejuva” (Rum ateşi) adı verilen, Bizans’ın silahına karşı korunmak için, gemilerin tamamı bakır zırhla baştan sona kaplanmıştır !.. Tek başına bu olay bile, Osmanlının gücünü ve büyüklüğünü göstermesi bakımından kayda değer.

            Osmanlı başkentinde bu gibi savaş hazırlıkları tamamlandıktan sonra ll.Mehmet,1453 Şubat’ında büyük topun Edirne’den İstanbul’a naklini buyurdu. Topun geçeceği Edirne-İstanbul yolu, 50 usta ve 200 işçi tarafından bir defa daha tesviye edilmişti. 60 mandanın çektiği topun iki tarafından 200’er asker (400 kişi), herhangi bir kayma olmaması için yardım ediyordu… Sultan Mehmet’de, topları gönderdikten yaklaşık iki ay gibi bir zaman sonra, 23 Mart 1453 Cuma günü kendisi Edirne’den hareket etti. 13 gün sonra 5 Nisan’da İstanbul önlerine geldi…

            BİZANS’A BİR GÖZ ATALIM !..

            Şimdi biz, büyük hakanı muhteşem ordusu ve kendisi ile baş başa bırakıp, Bizans’a dönelim!.. Bizans’a girmeden önce, o kokuşmuş Bizans’ı binlerce yıl ayakta tutan surlara isterseniz bir göz atalım :

            İstanbul şehrini çepeçevre saran bu surların, yüksekliği mazgallarda 17, mazgalsız yerlerde ise, 15 metre idi. Kalınlığı zirvede 4, tabanda 18.5 m genişliğinde ve 9 m derinliğinde bulunuyordu. Surlar kat kat idi ve 30 adet kurşunla kaplı kulesi vardı. Surların dayanıklılığı, şehrin de üç tarafının denizlerle çevrili olması, adeta İstanbul’un fethini imkânsız kılıyordu. Bu gibi sebeplerden dolayı, İstanbul’un fethi gerçekleşinceye kadar toplam 36 defa kuşatılmasına rağmen (bunların 12’si İslam) bir türlü alınamamıştı…

            BİZANS HALKININ SON ÜMİDİ; FALCILARLA BÜYÜCÜLER !..

            Şimdi de şehrin içerisinde meydana gelen birtakım olaylara göz atalım… Osmanlı ordusu dışarıda kuşatma için sabırsızlık içerisinde beklerken, şehirde bazı uğursuz belirtiler olmuş, halkın yüzyıllarca kilesinin hurafe ve masallarıyla dolmuş kafası, falcılara, büyücülere ümit bağlar olmuştu. Türk atlılarının surlar önünde göründüğü gece, şiddetli bir deprem olmuş, tufanı andıran yağmurlar yağmış, yıldırımlar düşmüş, hatta nesillerin görmediği “şimal fecri” şehrin üzerinde dolaşmış, ardı sıra bir kuyruklu yıldız gözükmüştü. Ertesi günü,  yolda Ayasofya’ya yığılan Bizans halkı, Hz. İsa’nın büyük tablosunu şehrin sokaklarında dolaştırmak için çıkarmışlar, fakat yolda tablo ellerinden kaymış, yüzüstü yere düşmüştü. Bütün bu kötü alametler, Bizans halkının olmayan maneviyatını büsbütün yok etmişti.

            Bizans içindeki parti ve mezhep kavgaları, ahlâksızlıklar o kadar yaygınlaşmıştı ki, Bizans büyük dukası (Başbakan), Lukas Notaras bile; “İstanbul’da kardinal külahı görmektense, Türk sarığı görmeyi tercih ederim !..” diyordu…

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Erol Serkan Kılıç
Fazlı GÜVENTÜRK
Erdal Geyikçi
Şevket ÖZSOY
İdris Aykul
Başar Özdemir
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  07 Temmuz 2020 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net