29 Eylül 2020 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Kimse Bu Hastalığın Kendinde Hafif Seyredeceği Fikrine Kapılmasın
Kimse Bu Hastalığın Kendinde Hafif Seyredeceği Fikrine Kapılmasın
Şehit Canavar Dualar İle Anıldı
Şehit Canavar Dualar İle Anıldı
TÜRKYILMAZ, İTFAİYE EKİBİNİ UNUTMADI
TÜRKYILMAZ, İTFAİYE EKİBİNİ UNUTMADI
KOM Başkanı Görev Yaptığı Şehri Unutmadı
KOM Başkanı Görev Yaptığı Şehri Unutmadı
  YAZARLARIMIZ
FETHİ MÜBİN SAVAŞ TEKNOLOJİLERİ
29 Mayıs 2020 Cuma Bu yazı 10081 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Bütün büyük hükümdarlar gibi Fatih’te savaş meydanlarında galip gelebilmek için geçmişte gerek Türklerin yaptığı kuşatmaları, gerekse yabancıların yaptığı kuşatmaları inceleyerek eksiklikleri ve hatalardan ders alarak bütün hazırlıklarını yapmıştı.

 

Büyük Fatih biliyordu ki savaş meydanlarında galip gelebilmenin bir diğer yolu teknolojiyi kullanmak idi. Bugün olduğu gibi geçmiş’te de dünyaya hakim olabilmenin, savaş meydanlarında galip gelebilmenin yolu teknolojiyi kullanmaktan geçmektedir.

 

Fatih’te dünyanın en modern savaş teknolojilerini rüyalarını süsleyen Feth-i Mübin için kullanmıştı.

 

İstanbul'un Fethinde Kullanılan Toplar

 

İstanbul muhasarası hazırlıklarını tamamlamak için Edirne'de karargahını kurduğu vakit, Bizans surlarını yıkacak kuvvetli toplar döktürmeye başladı. Mimar Muslihiddin ve Sarıca Paşa gibi kıymetli mühendisler bu işi üzerlerine almışlardı. Bu sırada Macar asıllı Urban adlı bir top dökücüsü de Osmanlı hizmetine girmek üzere Fatih'e başvurdu. Kendisi daha evvel Bizans hizmetinde bulunmuş ve şehrin müdafaası için bir miktar top dökmüştü. Osmanlı hizmetine kabul edilen Urban'la birlikte Mühendis Muslihiddin ve Sarıca Sekban'ın gözetim ve denetimleri altında büyük toplar döküldü. Dökülen iki büyük top o devirde eşi ve benzeri görülmemiş nitelikteydi. Birini Urban, diğerini Sarıca Sekban dökmüştü. Sarıca'nın döktüğü top yaklaşık 16.800 kg. bakırdan dökülmüştü. Urban'ın döktüğü top 6.208cm. çapında idi Sultan Mehmed'in isteği ile Edirne'de tecrübe edilen bu top, mermisi bir mil mesafeyi kat ettikten sonra düştüğü yerde iki metre derinliğinde bir çukur açmıştı.

           

Edirne'de hazırlıklar tamamlandıktan sonra diğer silah ve malzemelerle birlikte büyük top da yola çıkarıldı. Fakat bunun nakli işi kolay olmadı. Muazzam top için bir çok arabalar bir araya getirilerek hususi bir vasıta yapıldı. Topun arabası 60 manda ile çekiliyordu. Arabanın önünden giden 50 usta ile 200 amele yolları düzeltiyor, icab eden yerlere tahta döşemek suretiyle tehlikesizce ilerlemeyi temin ediyordu. Ayrıca topun iki tarafında 200'er kişi bulunuyor ve muazzam harp âletinin kaymamasını temin ediyordu. Bu suretle büyük topun Edirne'den İstanbul önlerine kadar nakli iki ay kadar sürdü. İstanbul'u kuşatmak üzere hareket eden Türk ordusunda 3 büyük top ile 14 batarya top vardı. Ayrıca ihtiyaç oldukça muhasara devam ederken İstanbul surları önünde de top dökülmüş ve onarılmıştır.

           

Bir top atılır atılmaz, topçuların bir kısmı topun ağzından içeriye kovalarla zeytinyağı döküyorlar, bir kısmı ise yağlı keselerle namluyu sarıyorlardı. Yağla soğutma sistemini de ilk defa yine Fatih burada kullanmıştır.

 

Havan Topu

           

Galata taraflarına yerleştirilen yatık yollu mermi atan toplarla da düşman gemilerine zarar verilemiyordu. Bunun üzerine Sultan Mehmed, mühendislerini ve topçu ustalarını toplayarak Haliç'teki gemilerin toplarla batırılamayacağını öğrenince bizzat kendisi bu işin üzerine eğildi. Neticede padişah mermi yoluna dik bir şekil verilecek topun dökülmesini mümkün kılan projesini ortaya koydu. Padişahın tarifiyle dökülen bu toplar Galata surlarının kuzeyine yerleştirilmiş; ilk atışta sonuç elde edilememişse de, ikinci atışta bir Ceneviz gemisini batırmak mümkün olmuştur. Harp tarihinde ilk defa kullanılan bu top, havan topunun ilk numunesidir. Havan toplarının iki vazifesinden biri Haliç'teki düşman gemilerini batırmak; diğeri de Osmanlıların Haliç üzerine kurdukları köprünün muhafazasıdır ki, her iki konuda da muvaffak olunmuştur.

 

Bazı batılı kaynaklara göre Osmanlıların İstanbul'un fethinde havan topundan başka alev füzeleri de kullandıklarını belirtmektedir. Ancak bu füzenin mahiyeti hakkında  yeterli bilgi vermemektedir.

 

İstanbul'un Fethinde Kullanılan Yürür kuleler

 

İstanbul'un fethi sırasında eskiden beri muhasaralarda kullanılan yürür kulelerden de istifade edilmiştir. Sur yüksekliğinde yapılan bu kulelerle şehirdekilere ok, mızrak gibi silahlar atılabiliyor veyahut surlara yaklaştırılabilinirse sur geçilmeye çalışılıyordu. Bu muhasara sırasında yapılan kuleler günün şartlarına göre en mükemmel tarzda oluşturulmuştu. Türk mühendisleri tarafından bir gecede ve tahtadan yapılan kuleler; müteaddit tekerlekler üzerine oturtulmuştu. Yüksekliği surların boyuna ulaşıyordu. Müdafilerin yukarıdan döktüğü barut ve kükürt karışımı maddeler kuleyi yakmasın diye iç ve dışları çamurla sıvanmaktan başka dış yüzeylerine iki üç kat yaş öküz, manda, deve derileri gerilmişti. Kuleye monte edilmiş sura yakınlaşınca indirilecek bir hareketli köprü bulunmaktaydı. Ayrıca kulede sura çıkmaya yarayacak seyyar merdivenler de bulunmaktaydı. Osmanlılar, hendekleri dallardan örgüler, küfeler vs. malzeme ile doldurmak suretiyle kuleleri surlara yaklaştırmaya çalıştılar. Ancak Bizanslılar bu kuleleri Rum ateşiyle yakmaya muvaffak oldular Muhasara sırasında kule merdivenlerinden başka müstakil merdivenler de kullanılmıştır.

 

İstanbul'un Fethinde Lağımcılık

 

Yine bu muhasarada "ilk defa olarak lağım istimal etmiş ve bereş açmak usulünü" geliştirmiştir. Düşmanın attığı silahlardan emin olmak ve düşmana rahatlıkla silah atabilmek için birçok siper kazılmıştı. Yeniçeriler bu siperlerden mazgallara durmaksızın ok ve arkebüz yağdırıyorlardı. Rumlar artık mazgallarda görünmez olmuşlardı. Bu şiddetli hücumlar Bizanslıları şehri müdafaa konusunda ümitsizliğe düşürmüştü. Lağım açma faaliyeti daha çok harici suru bulunmayan Eğrikapı civarında görülmekteydi. Lağımlar hendeğin ve çift surun altından geçerek şehrin içine kadar gidiyordu. Bizanslılar her an şehrin bir yerinden çıkabilecek lağımlardan büyük bir endişeye kapılmışlardı. Lağımların girişleri kulelerle gizlenmeye çalışılıyordu. Buna rağmen Bizanslılar, lağım açılan yerleri fark ettiler ve mukabil lağımlar kazdılar. Rum ateşi burada da imdatlarına yetişmişti. Lağımların direk ve kalaslarını yakarak lağımı çökertmeye, Türk askerlerini yer altında dumanla boğmaya gayret ediyorlardı.

 

Gemiler Yürüyor

           

Donanma Haliç'e indirilirse; İstanbul'un Haliç'ten de zorlanması imkan dahiline girecek; Hıristiyan donanması iki taraftan kıskaç altına alınarak Osmanlıların Haliç'ten zorlamasına mâni olamayacak; Galata Ceneviz kolonisinin kontrolü tamamlanacağından bunların gizliden Bizans'a yardımları önlenecek; Haliç surlarını müdafaa zarureti kara surlarındaki müdafîlerden bazılarının bu tarafa alınmalarına ve dolayısıyla kara surları personelinin çok az miktarda da olsa zayıflamasına sebep olacak; bütün bunların yanında Türk donanmasının Haliç'e girmesi Bizanslılarda endişeye sebep olup maneviyatlarını sarsacaktı. 21/22 Nisan gecesi Haliç'e indirilen gemilerin hangi yolu takip ettiği de tartışmalıdır. Ancak kaynakları incelenmesi sonucunda gemilerin Tophane limanından çıkarak Kasımpaşa'dan Haliç'e indiği anlaşılmaktadır. Gemilerin takip ettiği yol ile  birlikte taşınma şeklinde de ihtilaf vardır. Gemilerin tekerlekler veya tekerlekli arabalarla çekildiğini belirten kaynaklar varsa da yağlı kızaklar üzerinden çekilerek nakledildikleri görüşü hakimdir. 72 gemi 22 Nisan sabahı Haliç'e indirilmiş bulunuyordu. Gemiler inerken herhangi bir hücuma uğramamak için birkaç top, okçu ve arkebüzcüler tarafından himaye olunmuşlardır. Gemilerin bir gece içinde Haliç'e indirilmesi Bizans'da hayretle birlikte bir şaşkınlık uyandırdı. Hatta hiçbir kurtuluş çaresi kalmadığı düşüncesiyle ümitsizlikleri büsbütün arttı. İmparator'un barış isteği teslim şartına bağlanarak reddedildi. Bunun üzerine Bizans, Osmanlı donanmasını yakmak istediyse de; bundan zamanında haberdar olan Padişah, Kasımpaşa sahillerini toplarla takviye etti.

 

Haliç üzerine kurulan köprü

 

Padişahın Haliç'teki ikinci faaliyeti Haliç üzerine kurdurduğu köprüdür. Hasköy ile Ayvansaray arasında  kurulan bu köprü için duba vazifesi görmek üzere 1.000'den fazla fıçı ve sandal kullanılmıştır. Fıçılar ve sandallar birbirine demir çengellerle bağlanmış ve bunların üzerine de kalaslar döşenerek rahatlıkla geçilebilen bir köprü yapılmıştır. Köprü beş kişinin yan yana rahatça geçebileceği kadar genişti. Toplar köprü üzerinden geçirilebildiği gibi; köprü üzerine yerleştirilmek suretiyle zayıf olan Haliç surları da dövülebiliyordu. Böylece kara tarafından ateş altında olan Bizans, Haliç'ten de yakın mesafeden ateşe maruz bırakılmıştı. Bu da kara tarafındaki müdafîlerin bir kısmının buraya nakledilmesine, dolayısıyla kara surlarının müdafaasının zayıflamasına sebep olmuştur.

                       

Son Hücum Öncesinde Hazırlanan Mum Donanması

 

Sultan Mehmed, son hücumdan bir gün önce, Hz. Muhammed'in Mekke fethinde uyguladığı bir taktiği uygulamaya koydu. 28 mayıs Pazartesi akşamı Galata sırtlarında bulunanlar dahil tüm Osmanlı ordusu büyük bir mum donanması yaptı. Müteaddit fenerler, kandiller ve mumlar yakılarak her taraf ışığa boğulmuş; İstanbul âdeta ışıktan bir çember içine alınmıştı. Bu ışık çemberinin kenarlarından kopup gelen ve binlerce insanın ağzından fırlayan tekbir sesleri dalga dalga Bizans surlarına çarparak oradan Bizanslıların kulaklarına kadar ulaşıyordu. Bu sırada ümitsizlikleri iyice artan Bizans halkı çaresizlikten Ayasofya'da toplanmışlar, büyük bir ayin tertip ederek dua etmişlerdir.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Dursun Kuzucu
Ahmet Kankal
Şevket ÖZSOY
Başar Özdemir
Nesrin Bulat
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  29 Eylül 2020 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net