13 Ağustos 2020 Perşembe
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
MKE KONUTLARINDA SONA GELİNDİ
MKE KONUTLARINDA SONA GELİNDİ
Vatandaşların Hizmetine Sunulacak
Vatandaşların Hizmetine Sunulacak
Akşener Emine Bulut'un ailesini ziyaret etti
Akşener Emine Bulut'un ailesini ziyaret etti
Müdürlerle  E-Toplantı
Müdürlerle E-Toplantı
  YAZARLARIMIZ
ŞUBU
14 Mayıs 2020 Perşembe Bu yazı 5072 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Şubu, ilginç bir başlık gibi mi geldi size? Aslında hemen söyleyeyim bilmediğiniz bir şey yok bu yazıda. Hatta üzerinde düşünmediğiniz bir şey de yok. Sadece, siz "Şubu" diye ifade etmiyordunuz belki hepsi bu.

İtiraf etmeliyim ki ben de sizin gibi "Şubu"yla yıllar öncesinde tanıştım ama adını bugün bu yazıyı düşünürken koydum. Tamam, tane tane anlatayım en baştan. Yazı yazmayı seven biriyim hepiniz az çok biliyorsunuz. Birçoğunuz sağ olun güzel dönütler de veriyorsunuz. Yine de ben güzel yazdığıma ikna olmuyorum bir türlü çünkü yazmak istediklerim, kafamdakiler çok başka. İçimde kocaman romanları oluşturabilecek duygular varken üstelik kırk yıllık yaşanmışlık bunu destekliyorken üç yüz dört yüz kelimeden oluşan köşe yazıları yazıyorum ve onlar da istediğim gibi değil, diye düşünüyorum.  İşte bugün sebeplere inmeye çalıştım "Neden istediğim gibi olmuyor yazdıklarım?" diye düşünürken  okumalarımı da gözden geçirdim, eh fena okumuyorum. Aldığım eğitim de ilk ve ortaokul yılarını saymazsak fena değil. İçimdeki duygu yoğunluğunu dile dökemem, zaten döksem yazar olurdum :)  Evet, kabul ediyorum yazma konusunda bende disiplin yok, yani her gün şu kadar kelime yazmalıyım gibi bir çalışkanlığım yok hatta tembelim bu konuda belki de yazamamaktan kaçıyorum. Neyse asıl sebepler bunlar değil yine de. Gerçek sebep "Şubu"dan kaynaklı. Biliyorum ki "Şubu" korkunç bir varlık. Üstelik hepimizin hem hayatında hem de hepimiz "şubu"nun birer parçasıyız.

Şubu'yu hayatımızdan çıkardığımız zaman ancak bazı işleri istediğimiz gibi yapabileceğiz. Özgür olacağız çünkü. Peki, onu nasıl hayatımızdan çıkaracağız, diye düşünüyorsunuz belki de. Onu da diyeyim: en başta onun bir parçası olmayarak... Ben bugün Şubu yüzünden istediğim gibi yazamadığımı hatta istediğim gibi olamadığımı, bilinçaltımda sinsice onun yattığını fark ettim. Sonra ona boyun eğdiğim için kendime kızdım, sonra onun yüzünden kendime kızdığım için bir kez daha kendime kızdım. Şubu, binlerce yıllık bir sorundu. Her iki insanın bir araya gelmesiyle oluşan; köylerle, kasabalarla, ilçelerle, illerle, ülkelerle kalabalıklaşan bir sorun... Bir insanın kendini hatırlamasındaki ilk travmasıydı. Kemirgendi bir kere.  Hele de yaratıcılıktan, sanattan nefret ederdi, en çok onları kemirmek isterdi. Şubu'yu alt edemeyen koca kalabalıklarda onu yenebilen üç beş insan sayesinde sanat ve bilim ilerleyebiliyordu. Anlayacağınız "Şu ne der, bu ne der?" in kısaltması ŞUBU. İnsanların dedikleri, yaptıkları, yargıları bitmez ki. Dedikodu, toplumsal baskı, ne zaman biter biliyor musunuz? Kulaklarını ona tıkadığında ve onun bir parçası olmadığında.

Ben bugün kırk yıllık yaşamımdan edindiğim tecrübeyle şunun bunun dediklerine kulak asmanın ya da asmamaya çalışmanın zorluğunu çok iyi anlayabilirim. Daha beş yaşında etek boyu yüzünden babaannesinden bacaklarına baston yemiş biri olarak hem de iyi bilirim Şubu'yu.  Bu gün  bir kez daha anladım ki onu hayatımdan çıkarmadan gerçek başarıya ulaşmam imkansız. Hayatımdan onu çıkarmamsa asla imkansız değil. Artık onun bir parçası olmak istemiyorum, o da benim yapmak istediklerime engel olmasın.

Sizler "Şu bu ne der?" diye eskimiş koltuk takımlarınızı değiştirip arabanızı bir üst modele taşırken ben okuyor yazıyor olacağım. Sizler çok öfkeliyken bile " Şu bu ne der" atıyorum "Komşu ne der?" diye kısık sesle tartışırken ben bangır bangır bağırabileceğim. Sizler onun yüzünden attığınız her adıma, ne bileyim evinizin temizliğine, gece eve dönüş saatinize, kimlerle ahbaplık ettiğinize dikkat ederken ben içimden ne geliyorsa onu yapacağım.

Şubu'yla olmak istemeyen ve ondan korkmayan herkese dünyanın farklı alanlarında mesela sanatta, edebiyatta, dostlukta... bir yer var. Ondan kurtulduğunuzda  attığınız her adım farklı olacak göreceksiniz.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Başar Özdemir
Erdal Geyikçi
Ahmet Tarlabölen
Şevket ÖZSOY
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  12 Ağustos 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net