13 Ağustos 2020 Perşembe
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
MKE KONUTLARINDA SONA GELİNDİ
MKE KONUTLARINDA SONA GELİNDİ
Vatandaşların Hizmetine Sunulacak
Vatandaşların Hizmetine Sunulacak
Akşener Emine Bulut'un ailesini ziyaret etti
Akşener Emine Bulut'un ailesini ziyaret etti
Müdürlerle  E-Toplantı
Müdürlerle E-Toplantı
  YAZARLARIMIZ
TÜRK’ÇE DÜŞÜNÜP; TÜRKÇE KONUŞMAK ...
13 Mayıs 2010 Perşembe Bu yazı 29485 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

İnsanı diğer canlılardan ayıran en belirgin özelliği, düşünebilmesi ve konuşma kabiliyetine sahip olmasıdır. Duygu ve düşüncesini anlamlı ve anlaşılır bir şekilde, karşısındaki kişi veya kişilere aracısız olarak aktarabilmesidir.

Dil; insan benliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. İnsan ruhunun ve düşüncesinin dışa vurumu yine dil ile mümkündür. İnsanın bilgi, kültür ve duygularının yoğunluğu da bildiği kelimelerle sınırlıdır. Kelime hazinesi zengin, muhakeme kabiliyeti yüksek kimse; çok bilen, geniş ve derin düşünen kimsedir.

Dil; kendi başına insan varlığının var oluş sebebi, sosyolojik olarak ta toplumsal yaşayışının da ayrılmaz bir parçasıdır. İnsanlar arasında duygu ve düşüncelerin paylaşımı; aynı dili konuşmakla, başka bir ifade ile kavram ve düşüncelere aynı manayı vermekle mümkündür. Bir milletin fertleri arasındaki ortak duygu ve düşünce köprüsü de ancak dille kurulabilmektedir.

“Millet” olabilmenin ilk ve en önemli şartlarından birisi de, fertlerin ortak bir millî dile sahip olmasıdır. “Dil; bir milletin gören gözü, işiten kulağı, tutan eli ve düşünen beyni durumundadır.” Dil; bir milletin tarihi, duygu ve düşünce tarzı, estetiği, yaşayış biçimi, kısacası “var oluş sebebi”dir.

Toplumları millet haline getiren en önemli özellik kültürdür. Milletleri diğer milletlerden ayıran en önemli unsur da yine kültürdür. Milletler, millî kültürlerine sahip çıktıkları takdirde ayakta kalırlar. Dil, millîlik vasfını ne zaman kaybederse, millet de işte o zaman tarih sahnesinden silinir, kaybolur gider. Ünlü düşünür Goethe’nin dediği gibi; “Bir millete, onun diliyle oynamaktan daha büyük bir kötülük yapılamaz.”

Türk dili, Türk milletinin kalbidir, hafızasıdır. Kalbi ve hafızası zayıf olanların, uzun süreli ve sağlıklı yaşamaları da mümkün değildir. Öyle ise, kalbimiz ve hafızamız durumunda olan Türkçemizin, sağlıklı ve uzun ömürlü olmasını istiyorsak, -ki var oluş sebebimiz- onu bir takım tehlike ve hastalıklardan korumakta bizim başta gelen en önemli millî meselemiz olmalıdır.

Türkçe, sadece Türkiye Türklerinin değil; bütün dünya Türklüğünün ortak dilidir. Dün ile bu günü, birbirine bağlayan, zaman ve uzaklık mefhumunu ortadan kaldıran en önemli “Gönül Köprümüz” dür.

Oğuzhan’ı Alparslan’a; Fatih’i Atatürk’e; Dedem Korkut’u Hoca Ahmet Yesevi’ye, Mevlana’ya, Yunus’a, Pir Sultan Abdal’a kavuşturan… kısacası, “biz”i “biz”le buluşturan en önemli “Gönül Yolumuz” dur.

Köroğlu’nu Dadaloğlu’na; Nasrettin Hocamızı, Keloğlon’a; Ferhat’ı Şirin’e; Leyla’yı Mecnun’a bağlayan… üzüntümüz, neşemiz; rüyamız, hülyamız; kısacası her şeyimiz, “Gönül Bağımız” dır…

Türkçemiz, “Ağzım(ız)da annem(iz)in ak sütü” gibi helâl ve temiz; Anadolu semalarında, “Mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü…” gibi mübarek; elden ele, gönülden gönüle dolaşan “Ses Bayrağımız”dır!..

Kıymetli okurlar! Günümüz Türkiye’sinde Türkçemizin içine düşmüş/düşürülmüş olduğu korkunç felâketi görmek mi istiyorsunuz? Büyük şehirlerimize gitmeye, Türkiye’ye bakmaya gerek yok. Milliyetçi-muhafazakâr kimliği ile öne çıkan Kırıkkale’mizin ana caddelerindeki mağazalarının, dükkânlarının vitrinlerindeki ve tabelalarındaki isimlere bir bir bakınız Allah aşkına!.. Kaç tanesi Türkçe?!.. Sokakta, tv’de, internette (msn’de) konuştuğumuz-yazdığımız dile ne demeli?!..

***

Bu gün, güzel Türkçemizin Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından resmi dil olarak ilân edilişinin 733. yıl dönümü! Ne diyelim?.. 733 yıl önce Karamanoğlu’nun gördüğü tehlikeyi ve gerçeği göremeyen, günümüz yönetici ve aydınlarımızın (!) kulakları çınlasın!..

Son sözümüz ve duamız odur ki; Allah, Türk’ü Türkçesiz bırakmasın!.. Bu milletin evlâtlarına dünya var oldukça Türk’çe düşünüp; Türkçe konuşmak ve Türkçe yazmak nasip etsin!..

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
adnan erkoç  -  16.05.2010 - 9:54
degerli ögretmenim,sizin örenciniz olmaktan onur duyuyorum ellerinizden öpüyorum iyiki varsınız hepte olun inşaalah,saygılar,hürmetler
Özkan ÇAKMAK  -  14.05.2010 - 23:43
Değerli öğretmenim, sizi herzaman sever ve sayardım makalenizi okuduktan sonra sadece nekadar şanslıyım ki sizin gibi bir öğretmenin öğrencisiyim diyerek yazınızı, sonrasında sizi evlatlarıma anlattım. Ellerinize sağlık.
osman uludağ  -  14.05.2010 - 12:06
hocam yazılarınızı zevkle okuyorum. teşekkür ederim.. hürmetlerimle.. osman uludağ
Haydar ARITAN  -  14.05.2010 - 9:07
Türkçe'mizin araç bir dil olarak görülmesi her Türk genci gibi beni de üzmektedir ama gelişen toplumumuzda inanıyorum ki Türkçe'nin "AMAÇ" bir dil olma yolunda emin adımlarla son sürat ilerlemesi beni mutlu ettiği gibi her kesimden Türk insanını da mutlu etmektedir ve sonsuza kadar da bu durum değişmeyecektir.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Başar Özdemir
Erdal Geyikçi
Ahmet Tarlabölen
Şevket ÖZSOY
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  12 Ağustos 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net